Bediüzzaman eserlerinde, "Ümmetimin ihtilâfı rahmettir." rivayetini hadis olarak değerlendirmektedir. Fakat aşağıdaki iddia sahibi bunun hadis olmadığını ileri sürmektedir. Bizleri bu konuda aydınlatır mısınız?

Yazar: Niyazi BEKİ (Doç. Dr.), 15-1-2010

İddia:

«. إختلاف أمتي رحمةﺇ »

Aliyyu’l-Karî bu hadis hakkında diyor ki:

“İmamların çoğu bunun aslının olmadığını zannettiler. Fakat, Hattabî bunu Garibu’l-Hadis’te istitraden zikretti ve kendi kanaatına göre aslının olduğunu bildirdi. Suyutî de: Nasr el-Makdisî Hücce’de onu tahriç etti ve Beyhakî Risaletu’l-Eş'ariyye’de senetsiz olarak zikretti, ayrıca Halimî, Kadı Hüseyin, İmamu’l-Harameyn ve diğerleri de hadisi zikrettiler. Bu hadis, hafızların bizim ulaşamadığımız bazı kitaplarında olabilir, Allahu a‘lem.” dedi.

Suyutî’nin bu sözü tartışmalıdır. Nitekim, âlimlerin bu konuda açıklamaları vardır:

Şeyh Nasır(uddin el-Elbanî), Suyutî’nin bu sözü hakkında diyor ki:

“Bence bu, uzak (bir ihtimal)tır. Subkî de: Bu, muhaddislerce bilinen bir hadis değildir. Ben ne sahih, ne zayıf ve ne de mevzu bir senetle bu hadise rastladım.” diyor.

İddiaya Cevap:

Şeyh Nasır(uddin el-Elbanî), birkaç yıl önce vefat eden mütassıp bir Vehhabî olarak bilinir. Hadislerin tahlili de bu taassubundan paylarını almışlardır. Suyutî’nin “Bu hadis, hafızların -bizim ulaşamadığımız- bazı kitaplarında olabilir.” demesinden daha makul, daha insaflı bir ifade bulunabilir mi?  Kaldı ki, Suyutî’nin dışında da -yukarıda da yer aldığı üzere- bazı alimlerin bu hadis hakkında müspet yaklaşımları vardır. Hatta İbn Hacer, bu hadisin dillerde dolaşan çok meşhur olduğunu, İbn Hacib’in Muhtasar’ında bunu rivayet ettiğini, belirtmiştir.

Hadisle ilgili yukarıda verilen bilgiler daha geniş çapta Aclunî’de yer almaktadır. (1/64-66).

Hattabî’ye göre, bu hadise itiraz edenler -özetle-  dinde güvenilmez şu iki kişidir. İshak el-Mevsilî ve Amr b. bahr el-Cahız.(a.g.e.).    

İddia:

İbn Hazm, İhkâm’da: “Bu, hadis değildir; bilâkis o, batıldır, mevzudur. Çünkü, eğer ihtilâf rahmet olsaydı, ittifak gazap olurdu. Bu ise, hiçbir Müslümanın söyleyemeyeceği bir şeydir.” diyor.

İddiaya Cevap:

Hattabi’ye göre ihtilaf üç konuda düşünülebilir:

Birincisi: Allah’ın varlığı ve birliği konusu: Bu konuda ihtilaf etmek mümkün değildir, aksini iddia eden küfre girer.

İkincisi: Allah’ın sıfatları ve meşieti konusu. Bu konuda ehl-i sünnetin hilafına bu sıfatları inkâr edenler ehl-i bid’a olarak isimlendirilir.

Üçüncüsü: Dinin ferî / furuat kısmıdır ki, “Ümmetimin ihtilafı rahmettir.” manasındaki hadiste kast edilen de budur. (Aclunî, a.g.e). demektedir.

İmam Nevevî, İbn Hazm gibi zahirîlerin “Eğer ihtilâf rahmet olsaydı, ittifak azap olurdu.” şeklindeki düşüncelerini şu ifadelerle reddetmiştir:

“Bir şeyin rahmet olması, zıddının azap olmasını gerektirmez. Bu görüş sahipleri ya gerçekten cahildir ya da işin doğrusunu görmezlikten gelerek cahil numarasını yapmaktadır.” Çünkü, eğer böyle bir iddia doğru olsaydı, “Rahmetinden ötürü Allah, geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz, (gündüzün) O'nun fazlu kereminden (rızkınızı) arayasınız ve şükredesiniz.”(Kasas, 28/73) ayetinde yer aldığı gibi “geceye rahmet” denmesi, gündüzün azap olmasını gerektirmiş olacaktı." (bk. Müslim, Vasiyet, 21, 22; Aclunî, a.g.e).

Şimdi bu kadar İslam alimlerinin değer verdiği, kaynaklarına aldığı ve hakkında yorumlar yaptığı ve manasının doğruluğunu savunduğu bir hadisi, kitabına aldı diye Bediüzzaman Hazretlerine itiraz etmeye kalkmak, hangi ilmî terbiyeye sığar?

İddia:

Abdullah b. Mübarek, şöyle demiştir:

"İsnat dindendir. İsnat olmasaydı, muhakkak ki, her isteyen istediğini söylerdi."  Yine demiştir ki:

"Bizimle (hadis nakleden) şu kavim arasında ayaklar, yani isnat vardır."

Onun bu sözünü Nevevî şöyle açıklıyor: Bunun manası, eğer sahih bir isnat getirirse hadisini kabul ederiz, yoksa terk ederiz, demektir. İsnatsız hadisi ayakta duramayan hayvana benzetti. Nitekim, ayakları olmayan hayvan da ayakta duramaz.

İddiaya Cevap:

Bu senet ve isnat konusuyla ilgili alimlerin mütalaası, hadislerin toplandığı ve tedvin edildiği ilk yıllara aittir. Daha sonraki devirlerde, ilgili hadis kaynakları başta olmak üzere, İslam kaynaklarında binlerce hadis -isnadı ve tahrici yapılmadan- yer almıştır. Bir çok hadis alimi, “bu isnat zincirine artık ihtiyaç yok” diyerek -isnatları hazfederek- muhtasar eserler meydana getirmişlerdir.

Nitekim bazı hadis alimlerine göre, eğer bir hadis insanlar / ümmet tarafından kabul görmüşse, sağlam bir senedi olmazsa dahi onun sahih olduğuna hükmedilir. (bk. Suyutî, Tedribu’r-Ravî, 1/67).

Okunma Sayısı : 8725


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !