| Kayıtlı üye sayısı: | 21026 |
| Toplam soru sayısı: | 24248 |
| Bugün üye olanlar: | 0 |
| Bugün gelen sorular: | 10 |
Bediüzzaman Hazretleri Mehdi midir?
Mehdi ile ilgili bazı noktalar iyi bilinirse, bu konuda gelen rivayetler ve yapılan yorumlar daha iyi anlaşılır diye düşünüyoruz. Şöyle ki:
-Mehdi meselesi akideye dahil değildir. Yani, bazı ehl-i iman mehdiyi inkar etse dinden çıkmış olmaz, onun feyzinden mahrum kalır, hizmetinden istifade edememiş olur.
-Mehdiyi şahıs olarak belirlemek zordur. Hemen her hizip, kendi üstadını veya şeyhini mehdi görme temayülündedir.
-Mehdi olmak ayrı, kendini mehdi zannetmek ayrıdır. Nitekim zaman zaman bazı meczuplar çıkmakta ve kendilerini mehdi veya İsa olarak takdim etmektedirler. Halbuki, mehdi kendisinin mehdiliğine değil, İslama davet eder. Bir peygamber "ben Allahın elçisiyim, bana tabi olun" der. Ama mehdi, "ben mehdiyim, bana uyun, yoksa küfre düşersiniz" diyemez.
-Her asır, ehl-i imanı ümitsizlikten kurtaracak bir mehdi manasına muhtaçtır. Yani, mehdi manasından her asrın bir çeşit hissesi vardır.
-Bediüzzaman Said Nursi, mehdi konusunda çok kıymetli bilgiler verir. Bunların en mühimlerinden biri şudur:
Bu zaman şahıs zamanı değildir. Eski zamanda bazı harika şahıslar çıkmışlar, kıymettar hizmetlere vesile olmuşlar. Ama bu zamanda küfür şahs-ı manevi olarak hücum etmektedir. Bu hücuma karşı en büyük ferdi mukavemet başarısız kalmaya mahkumdur. Onun için bu külli hücuma mukabil bir şahs-ı manevi çıkarmak gerekir.
-Bediüzzaman, mehdiyetin üç merhalesinden söz eder:
1-İman
2-Hayat
3-Şeriat
Risale-i Nur, temelde iman hizmeti görmekle beraber, diğer iki merhalenin de öncülüğünü yaptığını söyleyebiliriz. Hz. Peygamber (asm) İslam davasının temelinde yer almış, sonraki İslami hizmetlerin de temelini atmıştır. Benzeri bir durumun mehdiyyette olmasına bir engel söz konusu değildir. Yani, iman hizmeti diğer iki hizmet alanını etkileyecektir. Bununla beraber, hayatın geniş dairelerinde hizmet edilirken sıra dışı bazı harika fertlerin eliyle bu hizmetlerin ifa edilmesi medar-ı bahs olabilir. "Melikin atıyyelerini ancak matıyyeleri taşır." Bu kutsi hizmetlerin icrasında elbette bir kısım maneviyat erleri istihdam edilecektir. "Her ormanın kendine göre arslanları olduğu gibi, her meydanın da ona münasip erleri vardır."
-"Mehdi kimdir? Ne zaman gelecektir?" gibi sorular, bazan insanı asıl vazifelerinden alıkoyabilmektedir. Bunun yerine doğrudan aktif hizmetle meşguliyet tercih edilmelidir. Hele hele mehdiyyet konusunu tartışma alanına sokmaktan kaçınılmalıdır. Nakledildiğine göre, Said Nursi sürgünde iken saf gönüllü bir zat "efendim, üzülmeyin. Mehdi gelecek, her şeyi düzeltecek" der. Said Nursi, şu anlamlı mukabelede bulunur: "Mehdi geldiğinde seni vazife başında bulsun!"
Okunma Sayısı : 7186
Yorumlar / Yeni Yorum Ekle
Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Gelen Yorumlar
Doğrudur Bu Yüzden Bediüzzaman Hazretleri Ben Mehdiyim Dememiştir Çünkü Mehdi Olduğu O zaman İçinde bilinseydi imthanın bir anlamı kalmazdı.
mehdi veya değil yani neyi değiştirir ki.
selamün aleyküm arkadaşlar,mehdi kurtarıcı manasına muhtactır,risale-i nur imanlarımızı kurtarıyor,dolayısıyla bediüzzaman hazretleri risale-i nurun hadimi olmasıyla mehdidir.
AHHH KEŞKE BİDE ĞEREĞİNİ YAPSAYDIK... VESSELAMLAR
arkadaşlar mehdi as geldiğinde yeryüzü adaletle dolacak şu anda varmı böyle birşey.herkes kendi üstadına veya şeyhine mehdi dese olurmu.
üstad mehdimi kafam almiyor ama ne yapalim inanacagiz keske beni biraz daha tatmin edebilseydiniz
Cevap
Değerli Kardeşimiz;Bediüzzaman Mehdidir ifadesi birilerinin kanaati olduğu gibi, sizin de yaklaşımınız bir kanaattir. İkisine de saygı duymamız lazımdır. Kaldı ki, kimin mehdi olduğu herkes tarafından açık bir şekilde bilinmeyeceği de Efendimiz tarafından haber verilmiştir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör
bu konularda arkdaşlar risalei nuru iyi okumaları gerekmektedir. büyük mehdiyi karıştırmayın derim. harun yahyanın risalelerdeki bilgileri yorumlamalarını okumalarını tavsiye ederim. ayrıca islam deccalı ile mehdinin savaşacağı gösteriliyor. dikkat edilmesi gereken nokta şudur. islam deccalına karşı savaşan kimdir? onun verdiği zararı düzeltmeye çalışan kimdir ? üstad bir çok yerde kendinin olmadığını belirtmiştir. üstad yalan söyleyecek değildir herhalde. büyük mehdinin 3 vazifesi olduğunu risalei nurda geçiyor. bu 3 vazifeyi yapanın veya yapmakta olanın kim olduğunu iyi düşünün... saygılarla.
İMAMI RABBANİ 251.MEKTUB Peygamberlikten daha yüksektir sözü, erbâb-ı sekrin, yâni zan ve hayâl ile konuşanların sözüdür. Yâni geri dönmiyen, Peygamberlik makamının kemâlâtından haberi olmıyan Evliyânın sözüdür. Bu fakir, birçok mektûblarımda, uzun uzadıya bildirdim ki, Peygamberlik, vilâyetin üstündedir. Hattâ, Peygamberin kendi vilâyetinin de üstündedir. Sözün doğrusu da budur. Bunun aksini söyliyen, Peygamberlik makamının yüksekliğini bilmiyendir. Evliyâlık yolları arasında, (Silsile-tüzzeheb) yolu, Sıddîk-i ekberin yolu olduğundan, bu yolun yolcuları uyanık olur. Onun için de, yolların en üstünüdür. Başka yoldaki Evliyâ, bunların kemâlâtına nasıl yetişebilir? Onların iç yüzünü nasıl anlıyabilir? Bu yolun yolcularının, bu işte kârları müsâvîdir demek istemiyorum. Belki, milyonda biri böyle olabilirse, nîmettir, saadettir. Peygamberimizin haber verdiği Hz. Mehdî, vilâyetin en yüksek derecesinde olacağına göre, o da bu yoldan yetişmiş ve bu yolu tamamlamış ve düzeltmiş olacaktır. Çünkü, bütün vilâyet yolları, bu yoldan aşağıdır ve ulaştıkları vilâyetlerde, Peygamberlik makamının kemâllerinden az birşey vardır. Bu yoldan kazanılan Evliyâlıkta ise, Sıddîk-ı ekberin yolu olduğu için, o kemâlâttan pek çok bulunur.
bence SAID NURSI hazretleri kesinlikle MEHDI dir.
selamün aleyküm kardeşlerim. evet SAİD NURSİ hz.leri MEHDİDİR bende bütün kalbimle inanıyorum. SAİD NURSİ HZ.LERİ.sizlerin hidayetine vesile olmuş. ALLAH C.C şefaatlerine nail etsin mübarek bir zatı muhteremdir.insanların hidayetine vesile olan kişiler büyük veliler bir nevi MEHDİ hükmündedir, ama asla AHİR ZAMAN MEHDİSİ DEĞİLDİR SELAMÜN ALEYKÜM SELAM VE DUA İLE
Said Nursi Mehdi değildir.Bediüzzaman Mehdidir.Said Nursi nur talebesidir. Bediüzzaman ahirzamanın büyük Mehdisidir,bunu 10-15 yıl içinde insanların çoğunluğu anlayacak ümidindeyim. Mehdi peygamberden(haşa)üstün değildir.meziyetleride ondan üstün değildir.talabeleride sahabelerinden üstün değildir ve olamaz.Elhasıl Peygamberin(s.a.v) 23yıl da sahabeleriyle beraber yapabildiğini Mehdi(a.s)de talebeleriyle daha uzun bir zaman da ancak gerçekleştirebilir.Yani Mehdi(a.s)geldiğinde islamı ve adaleti dünyanın başına birden geçiremez.Yıkılmaya yüz tutmuş bir binanın tamiratı yeniden yapılmasından daha uzun zaman ister. Hadislerin ifade ettiği mana Risale-i Nurda tamamı tamına vardır.Ve bütün tarihi olaylar hadisi şeriflerin işaretleri Risale-i Nurun şahsı manevisinin mümessili Bediüzzaman h.z. lerini göstermektedir.
Hz. Mehdi peygamberlerin peygamberliğini açıklamakla mükellef olduğu gibi ,mehdiliğini açıklamakla mükellef değildir. İman nuruyla bilinmesi bir kısım has zatlarda tam itminanı kalb ile nasip olan bir durum olsa gerek bizler ancak şahsi kanaatimizi söyleyebiliriz ki bunu tam olarak bilmemiz de her halde mükellef olduğumuz bir durum değil. diye düsünüyorum .
insanı bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi halıkı kainatı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir bu hakikatı biliyoruz eeeeee öyleyse bir kişinin imanını kurtulmasına vesile olmak sahralar dolusu kırmızı başlı koyundan daha hayırlıdır. mehdiydi degildi bununla uğraşmaktansa biz nasıl hizmet edebiliriz risaleleri nasıl anlatırız bana bu konuda yardım ederseniz sevinirim
İbni Hacer-i Mekki, (Alamat-i Mehdi), imam-ı Süyuti, (El-bürhan) ve imam-ı Şarani (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi) kitabında iki yüze yakın, Hazret-i Mehdi’nin alameti bildirilmektedir. Hazret-i Mehdi için hurafe demek, ilme ihanettir, kıyamet alametidir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir: (Kıyamet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle dolu iken, onun zamanında adaletle dolar.) [Tirmizi,
İmam-ı Rabbani hazretleri, 209. mektubunda, Hazret-i Mehdinin Kendisinden bin yıl sonra geleceğini bildiriyor. 1624 yılında vefat ettiğine göre, Hazret-i Mehdi ile Hazret-i İsanın gelmesi 2624 yılları civarında olacaktır. Daha önce veya daha sonra da olabilir. Bin yıl ifadesi yuvarlak bir ifadedir. Demek daha bu zatların gelmesine 600 yıl vardır. Kıyamet de, onlar geldikten sonra kopacağına göre, yarın veya birkaç sene sonra kıyametin kopacağını söyleyenlerin yanlış hesap içinde oldukları meydandadır. Bir başka husus, falana filana Mehdi demek için, din kitaplarının yazılarını değiştirenler var. İmam-ı Rabbani hazretlerinin ünvanı, "ikinci binin müceddidi"dir. Din kitaplarını tanıyan herkes bunu bilir. Aşağıdaki yazısında görüldüğü gibi, Hazret-i Mehdinin kendisinden bin yıl sonra geleceğini bildirmektedir, yani üçüncü bin yılda. Bunun dışında Hazret-i Mehdinin alametleri olacak. Bunlar zuhur edecek. Şuna buna Mehdi demek için, büyüklerin sözlerini değiştirenlere itibar etmemek lazımdır.
Herkes birşey diyor ama ben onu bunu bilmem, risalei nuru dinliyorum okuyurum, sohbetlere gidiyorum ve imanımı depreme dayanıklı hale getiriyurum. Her sohbete gittiğimde imanıma 10 yeni kolun atıyurum. İnanın bunu farkediyurum. Zaten imanın kuvetli oldu mu sana bir şey dokunamaz. Varsın Hz.Mehdi risale olsun. Zaten onunlayız. Yok, varsın Said Nursi olsun, zaten çok seviyuruz. Veyahut varsın bunlar olmasın, başkası olsun. Biz risaleyi, Bedüüzamanı öyle gördük diye Allah bize, sen risaleyi mehdi olarak gördün, Said Nursiyi Mehdi olarak gördün imanını güçlendirdin bunu kabul etmiyurum mu diyecek, haşa. Biz içimizdeki Mehdiye bakalım, hepimiz çocuklarımıza birer Mehdi olalım selam ve dua ile.
Kurgu kardeşim; İmam Rabbani hazretleri 209. Mektubda "benden bin sene sonra gelecek" demiyor. Aynen geçen ibareyi koyuyorum: "Resûlullahın vefâtından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı az ise de, bu islâmiyeti tâm kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek olacaklardır. Resûlullah, Hz. Mehdînin teşrîf edeceğini haber vermiştir. Bin sene sonra gelecektir." Devamında da "Resûlullahın vefâtından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı az ise" ifadesini açıklayan aşağıda ki bölüm'ü yazmıştır: "Resûlullah, Eshâb-ı kirâmın zamanından sonra, Tâbiînin zamanının yüksek olduğunu bildirdi. Bundan sonra da Tebe-i tâbiînin zamanının üstün olduğunu bildirdi. Bunların da bin sene sonra gelenlerden daha üstün oldukları anlaşıldı. Sonra gelenlerin, Eshâb-ı kirâma çok benzemesi nasıl olur? denilirse; Şöyle cevap veririz ki, o iki asrın, bu son gelenlerden daha üstün olması, belki onlarda Evliyâ sayısının çok ve bid'at sahiplerinin az olduğu için olabilir. Bunun için, sonra gelenler arasında birkaç Evliyânın, o iki asırda bulunan Evliyâdan daha yüksek olduğunu söylemek yanlış olmaz. Meselâ, Hz. Mehdî böyledir"
Peygamber efendimizin (sav) Allah melekler ve ümmetinin kıyamete dek sürecek salavatları ,alemlere rahmet olan hakikatiyle ve vadinden dönmez Rabbimizin müjdesiyle Mahmud'u makama yükselişi misali Said Nursi( ra) namazlardan sonra ettiğimiz dualarla bir sürekli sadaka olan Risalei Nurun müellifi olması ve bu müellifliğe layık görülen zat olması sebebiyle ve en çokta imanlar kurtulsun diye kendini helak edercesine gösterdiği çaba (tıpkı önderi gibi )ve halis kamil niyetiyle Mehdi'yi Azamlık makamının sahibi olması umulur İnşallahu Teala...Allahu alem...





