"Ey şikemperver nefsim! Acaba, hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu?" Kalp, ruh, latife-i Rabbani; bu hislerin farkını esas alarak açıklama yapar mısınız?

Yazar: Sorularla Risale, 26-11-2009

"Ey şikemperver nefsim! Acaba, hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu?"

"Madem vermiyor; çünkü ihtiyaç tekerrür ettiğinden usanç değil, belki telezzüz ediyorsun. Öyleyse, hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve lâtife-i Rabbâniyemin havâ-yı nesîmini cezb ve celb eden namaz dahi seni usandırmamak gerektir."
(1)

Ruh: İnsan mahiyetinin aslı ve esası ruhtur. Ruh bütün hasse ve duyguların efendisi ve yaşam kaynağıdır. Ceset ise ruh ile kaim olup ruha tabidir. Ruhsuz ceset olamaz; ama cesetsiz ruh olabilir. 

Ruh basittir, bölünmez, parçalanmaz, eskimez, pörsümez, ölmez, dağılmaz, yaşlanmaz, ceset ise sayılan vasıfların tam aksidir.

Hayat ve şuur (akıl), ruhun bir hassesi ve vasfıdır. Ceset olmasa da ruhun hayat ve şuuru devam eder. Yani insan ruhu hem görür, hem işitir, hem konuşur, hem düşünür, hem hisseder, hem hatırlar, hem lezzet ve elemi hisseder. Hatta insan bedeni öldükten sonra ruha münasip, ruh ayarında, bir latif kılıf giydirilir, ruh bütünü ile çıplak kalmaz. Bu latif kılıf ise, cesedin timsalindedir, yani her insanın sima kimliği bu misali bedene akseder.

Ruh nasıl esas ve cevher ise, namaz da ruhun hayat suyu ve zaruri bir ihtiyacıdır.

Kalp: İnsan mahiyetinin merkezinde yerleşmiş, karar verme veya vermeme vazifesini gören akıl ve vicdan gibi kanallar ile beslenen bir latifedir. Akıl dış alemden gelen verileri kalbe gönderir. 

Vicdan ise insanın fıtratına derç edilmiş doğuştan gelen hakikatin miyarıdır. Vicdan bir nevi insanın iç aleminin mizanlarını kalbe gönderen bir iç kanaldır. Bu iki kanaldan gelen veriler ve malumatlar, kalp denilen latifede depolanır ve kalp bu verilere göre gelişir ve şekillenir. Kalp hayatta yolunu bu veriler ışığında seçer ve ona göre yaşar. Bu yüzden kalp insan mahiyetinin en önemli merkezi, en yön verici karar mekanizmasıdır. Üstad bu manayı şöyle özetliyor; 

"İhtar: Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır."(2)

Namaz aynı ruhta olduğu gibi kalbin gıdasıdır. Gıda suya nispetle daha kesiftir. Su gıdadan daha latiftir. Bu da ruhun kalpten daha latif olduğuna işaret eder.

Latife-i Rabbani: Allah’ın kainatta olan Rububiyetini hissedip, onunla gıdalanan ve onunla nefes alan ince ve latif bir duygudur. Üstad Hazretlerinin bu duyguyu hava ile nispet etmesi, bu duygunun kalp ve ruhtan daha ince ve latif olduğuna işaret içindir. Namaz aynı şekilde bu duyguya da bir nefes ve hava oluyor.

Özet olarak namaz, insanın kalp, ruh ve latifesine tam bir gıda, su ve hava gibidir. İnsanın cesedi nasıl gıda, su ve hava olmadan yaşayamıyor, aynı şekilde insanın manevi cephesi ve cesedi de namazsız ve zikirsiz yaşayamaz demektir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Birinci Söz.

(2) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 7. Ayet Tefesiri.

Okunma Sayısı : 6313


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !