"İmân hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imânı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imânın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikâtından kurtulabilir..." Cümlesini nasıl anlamalıyız?

Yazar: Sorularla Risale, 27-6-2009
İnsan iman sayesinde, eşya ve hadiselere bakışı farklılaşır. Eşya ve hadiselerin kendi kendine meydana gelmediğini, bir tesadüf eseri olmadığını, ancak ve ancak nihayetsiz ilmi, iradesi ve kudreti olan bir Zat'ın emri altında hareket ettiğini anlar. İşte bu bakış, kâinatta ne olursa olsun; sel olsun, deprem olsun, yıldızlar uçuşsun, kıyametler kopsun, bunların hiçbiri kamil mümini korkutmaz. Âdeta, hepsine meydan okur gibi korkmaz. Bu konumuzu daha iyi izah eden ve Üçüncü Söz'de geçen aşağıdaki ifadelere kulak verelim:

"Evet, tam münevverü'l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimâldir ki, onu korkutmaz. Belki hârika bir kudret-i Samedâniyeyi, lezzetli bir hayret ile seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü'l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer. "Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?" der, evhâma düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hânelerini terk ettiler.)"(1)

(1) bk. Sözler, Üçüncü Söz

Okunma Sayısı : 11660


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

tuba nur 27-Haziran-2009

allah razı olsun yorumunuz çok güzel bide bunun yanı sıra günlük hayattanda ne gibi örnekler verilebilir?

İZZET 27-Haziran-2009

Üstadımız, Sultan Reşat zamanında, Sultan Reşat'ın da bulunduğu bir trenle Rumeli seyahatine katılmıştır. O seferde kendisine sual soran muallimlere cevap verirken, Tren tünelden çıkıyor. Tren yolu kenarında 6 yaşlarında bir çocuk el sallıyor. Üstadımız, o çocuğun, treni bildiğini, treni idare eden bir kumandan olduğunu, trenin kendisine tayin edilen raydan çıkamıyacağını bildiğini, bu yüzden dehşet almadığını örnek verir. Bu masum çocuğun yerinde Rüstem-i İranî ve Herkül-ü Yunanî, o acîb kahramanlıklarıyla beraber tayy-ı zaman(zaman aşımına uğrayarak) ederek o çocuğun yerinde burada bulunduklarını farzediniz. Onların zamanında şimendifer olmadığı için, elbette, şimendiferin bir intizam ile hareket ettiğine bir îtikadları olmayacak. Birden bu tünel deliğinden başında ateş ve nefesi gök gürültüsü gibi, gözlerinde elektrik berkleri olduğu halde birden çıkan şimendiferin dehşetli tehdit hücumuyla Rüstem ve Herkül tarafına koşmasına karşı, o iki kahraman ne kadar korkacaklar, ne kadar kaçacaklar; o harika cesaretleriyle bin metreden fazla kaçacaklar. .......Hakiki imanı elde eden insanın kainat hadiselerinden dehşet almayıp kainata meydan okumasına Tarihçei hayatta anlatılan bu olay örnek verilebilir diye düşünüyorum. saygılar sunarım