Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

"Madem şeriat, tabiatın tecavüzâtına sed çekmekle onu tâdil edip nefs-i emmâreyi terbiye eder,.." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 23-4-2009

Mezhepler; insanların farklı karakter, farklı iklim şartları, farklı kültürlerinin bir neticesi, bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Mezhep ekollerinin içtihat karakteri de bulunduğu toplumun kültür ve coğrafi şartlarına göre biçimlenmiştir. Üstad'ın bu paragraflarda vurguladığı ana tema bu manadır.

İnsanlığın, basmakalıp aynı anlayış ve kültür kalıbına girmesi, aynı iklim ve coğrafi koşullara adapte olabilmesi mümkün olamayacağı için, mezheplerin de ortadan kalkıp, birleşmesi mümkün değildir. Böyle bir şey de hayalden öteye geçmez.

Kırsal hayatın gerçeklikleri ile şehir hayatının gerçekleri, birbirinden farklı olmasından, mezhepler de buna bağlı olarak farklılık arz ediyor. Üstad'ın verdiği Şafi ve Hanefi mezhebinin misalleri bu hakikati somutlaşıtırıyor.

İki örnek ile bu meseleyi somutlaştıralım:

Birisi; başların mesh edilmesinde; üç ayrı içtihat ve üç farklı mezhep görüşü vardır. Maliki mezhebine göre; başın tamamı mesh edilir, Hanefi mezhebine göre ise; başın dörtte biri mesh edilir, Şafi mezhebine göre ise; parmak ucu ile ıslatmak kafidir.

Şimdi kutuplarda yaşayan bir Müslüman için, en kullanılabilir görüş Şafi mezhebinin görüşüdür. Zira Maliki mezhebini tatbik etse hasta olur. Aynı şekilde Afrika'da yaşayan bir Müslüman için de en mutabık görüş, Maliki mezhebinin görüşüdür. Zira sıcak memlekette başın tamamının meshi güzeldir. Coğrafya ve iklim olarak vasat olan yerlerde de Hanefi mezhebinin görüşü mutabıktır.

Şimdi mezhep nasıl cem olur? Afrika ve kutuplarda yaşayanları vasat olan bir coğrafyaya cemedebilirsen ki, bu imkansız bir şeydir, ancak o zaman mezhepleri de cem edebilirsin, yoksa mezhepleri birleştirmek muhaldir.

İkincisi; her toplumun yemek ve içmek kültürü farklıdır. Bir toplum için leziz olan bir yemek, başka bir toplum için tiksindirici olabilir. Mesela; Tayland ve Afrika gibi toplumlarda, haşerat ve böcek yemek gayet normaldir. Ama Türkiye ve Arap toplumunda, bunlar gayet itici ve tiksindirici bir durumdur.

Şimdi hangi kalıbı ölçü alıp herkesi bu kalıp içine sokacağız da mezhepler cem olacak. Maliki mezhebinde haşerat yemek caiz görülmüştür. Hanefi mezhebinde ise kerih ve mekruh sayılmıştır. Her toplum kendine uyan bir mezhebi, İslam içinde bulabilir. İşte mezheplerin rahmet ve zenginlik olması buradan ileri geliyor.

Mezhepler sosyolojik bir gerçektir, toplumsal farklılıkların bir neticesidir. Allah ve Resulü, bu gerçeklere rahmet olsun diye, ayet ve sünnetlerini içtihada müsait bir kıvamda tayin etmiştir. Yoksa bir kalıp koyup, bütün milletleri o kalıp içine sıkıştırmak, gerçekçi ve fıtri olmazdı. İşte İslam’ın fıtrata uygunluğu buradandır.

Mezhep imamları içtihatlarını hariçten İslam‘a sokmamışlar, İslam’ın içinde var olan ama; herkesin göremediği hafi manaları ve hükümleri içtihat vasıtası ile açığa çıkarmışlardır. Böyle olunca, bu mezheplerin hepsi haktır ve şeriatın bir meselesidir. Diğer bir tabir ile mezhepler, İslam’ın aslı ve esasından nebaen eden şeylerdir. Yoksa hariçten İslam içine sokuşturulan yabani maddeler değildirler.

Okunma Sayısı : 3244


Pdf Olarak Kaydet - Word Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !