Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

Münazarat

İçerikler

  1. Üstad, Osmanlıca Münazaratın başında “İki İnkılap, İki telif-i müşevveş, İki rıhlet”ten söz ediyor. Bunlar nelerdir?
  2. "Hasenâtı seyyiatına, sevâbı hatâsına tereccüh edenler, mağfiret ve affa müstehaktırlar." cümlesini izah eder misiniz?
  3. "İşte, iki inkılâp beni iki telif-i müşevveşe mecbur etti; iki rıhlet dahi, iki kitabı ilhâm ettirdi." cümlesini izah eder misiniz?
  4. Üstad'ın Münazarat'ı yazdığı dönem öncesi ve sonrası hakkında kısa bilgi verebilir misiniz?
  5. "Hasenâtı seyyiatına, sevâbı hatâsına tereccüh edenler, mağfiret ve affa müstehaktırlar." Namaz kılmayanlar da bu aftan faydalanabilecekler mi?
  6. Münazarat Risalesi, neden Doğu'daki aşiretler içinde yapılmış bir derstir, hikmeti ne olabilir?
  7. "Şu eserin nağamâtını dinlemek için, bir Kürt cesedini giymek, bir vahşi hayâlini başına takmak gerektir. Yoksa ne istimâ helâl, ne semâ tatlı olur." Bu ifadeleri açıklar mısınız?
  8. "Ey ehl-i hamiyet, anlayınız! Kürt ve emsâli, fikren meşrutiyetperver olmuş ve oluyorlar. Lâkin, bazı memurun fiilen meşrutiyetperver olması müşküldür. Hâlbuki, akılları gözlerinde olan avama ders veren fiildir." İzah eder misiniz?
  9. "Nurdan zarar gelmez; gelirse, huffâşa gelir, murdar şeylere gelir." cümlesini izah eder misiniz?
  10. İhtilâfâtı beyne’l-İslâm îkâ edip, Mûtezile, Cebriye, Mürcie gibi dalâlet fırkalarını tevlid eden, istibdattır... Paragrafını açıklar mısınız? Ayrıca, ilmi istibdat, nasıl istibdad-ı siyasînin veledidir?
  11. Meşrutiyet-i Meşrua Ne Demektir?
  12. "Milliyetimizin rûhu İslâmiyettir; hakiki ve nisbî ve izâfîden mürekkeptir. Başka millete benzemiyor..." cümlesini biraz açabilir misiniz?
  13. Meşrutiyet İslamiyete karşı bir şey değil midir; neden çok vurgu yapılıyor?
  14. "Zira, sâbıkta, Padişah kendi yerinde mahpus gibi oturuyordu,.. Mütehevvisane ve mütekeyyifane ve mütekalkil olan tabiatı, anlattırmaya müsait değildi." Abdülhamid için bu ifadeler ağır değil mi?..
  15. "Evet, bir millet cehâletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti dahi müstebit eder." cümlesini nasıl anlamalıyız?
  16. "Diğerinde dâü’l-husumet ile ihtilâl sıtması var. Ben de fikr-i milliyeti uyandırarak, ışıklandırarak, tiryâk-misâl adalet ve muhabbeti o nur ile mezc ettirerek, sulfato-misâl bir ilâç veriyorum." Burada "fikri milliyet" ne anlamda kullanılmıştır?
  17. Eğer siz tembel kalıp da onun yolunu yapmazsanız, tembellik etseniz, yüz sene sonra tamamen cemâlini göreceksiniz. Cümlesini yorumlar mısınız, mevcut demokratik açılımla bağlantısı nedir?
  18. "Bazı cezâ-yı sezâsını hazmetmeyen, bir kısım da başkasının etini yemekten dişi çıkarılan ve bazı bir meşhur bektâşi gibi mânâ verenler, yol üzerine çıkıp, gasp ve garet ediyorlar..." ifadelerini izah eder misiniz?
  19. "Sizin şu vahşet-engiz, cehalet-perver husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husumet kurtlarından biçare meşrutiyet korkar. Kolaylıkla gelmeğe cesaret edemez..." izah eder misiniz?
  20. "Hâlbuki şu zaman, mümteniât-ı âdiyeyi mümkün derecesine indiriyor." cümlesini nasıl anlamalıyız?
  21. İstibdât-ı İlmi Ne Demektir?
  22. Münazarat'ta geçen: "Bağdat tarrarları gibi olmayınız." cümlesini açıklar mısınız?
  23. "Bence taklidin temelini atıp, ihtilâfâtı çıkarmakla, Mûtezile, Cebriye, Mürcie, Mücessime gibi dalâlet fırkalarını İslâmiyetten intâc eden mesâil-i diniyedeki istibdad-ı ilmîdir ve nefsü’l-emirde mukayyed olan şeyde ıtlaktır." izah?
  24. Mürcie ve Mücessime gibi dalalet fırkalarının mahiyetleri hakkında bilgi verir misiniz?
  25. "Evet, her tâifeye ona mahsus bir meşrutiyet, bir teceddüt ilhâm olunuyor." cümlesini açıklar mısınız?
  26. "Meşrutiyet-i ilmiye hakkıyla teessüs etse, meyl-i taharri-i hakikatin imdâdıyla, fünun-u sâdıkanın muâvenetiyle, insafın yardımıyla şu fırak-ı dâlle Ehl-i Sünnet ve Cemaate dahil olacakları kaviyyen me’mûldür." İzah eder misiniz?
  27. "Meşrutiyeti yüceltiyorsun?" sorusunun cevabını; "Hatta ulemâda, medâriste, talebede bir nev’i meşrutiyeti intâc eder... Ve nefsü’l-emirde mukayyed olan şeyde ıtlaktır." Özellikle bu iki cümleyi açar mısınız?
  28. "Hatta benim gibi bir adam, ilmi vâsıta edip, tahakküm ediyor idi veyahut sehâvet-i milliyeyi sû-i istimâl ederdi." cümlesini izah eder misiniz?
  29. İnsanlar hayvanlıktan çıkıp geldiği vakit, sözünden kasıt nedir? Müslüman olarak evrim teorisini kabul etmediğimize göre, burada anlatılmak istenen nedir?
  30. Sual: Şu pis istibdat ne vakitten beri başlamış, geliyor? Cevap: İnsanlar hayvanlıktan çıkıp geldiği vakit, nasılsa bunu da beraber getirmiştir. Cümlesini açıklar mısınız?
  31. "Cidâl berdevam, harb ise sicaldir." cümlesini, geçtiği yer ile izah eder misiniz?
  32. "Maatteessüf, büyüklerdeki meziyet, sebeb-i tevâzu iken, vâsıta-i tahakküm oluyor; avamdaki zayıf bir damar, câlib-i şefkat iken, vesile-i esâret oluyor." İzah eder misiniz?
  33. "Sual: Neden makine-i ahvâl güzelce işlemiyor? Cevap: Zira tecrübe, hamiyet, nûr-u kalb ve nûr-u fikri cem’ edenler, vezâife kifayet etmezler. Bazı ehl-i gayret ve hamiyette de meyl-i tahrip meleke olmuş; tâmire pek alışık değildir..." izahı?
  34. "Sual: Bazı adam, “Şeriata muhâliftir” diyor? Cevap: Ruh-u meşrutiyet, şeriattandır; hayatı da ondandır. Fakat ilcâ-i zarûretle teferruat olabilir, muvakkaten muhâlif düşsün. Hem de, her ne hâl ki, meşrutiyet zamanında vücuda gelir! Meşrutiyetten neş’et etmesi lâzım gelmez..." Devamıyla izah eder misiniz?
  35. "Selâmet-i millet, cevher-i hayata tevakkuf etse, vermekten tevakkuf edilmez; nasıl ki, edilmedi. Dünyada en acîb, en garibi, rûhunu iftiharla selâmet-i millete fedâ edenlerden, bâzan garazında menfaat-i cüz’iye-i gurûriyesinde buhl eder, vermiyor..." İzah eder misiniz?
  36. "Demek, şeriatı isteyenler iki kısımdır: Biri, muvâzene ile zarûreti nazara alarak, müdakkikâne meşrutiyeti şeriata tatbik etmek istiyor. Diğeri de muvâzenesiz, zâhirperestâne, çıkılmaz bir yola sapıyor." İzah eder misiniz?
  37. "Şeriatı isteyenler iki kısımdır: Biri, muvazene ile zarûreti nazara alarak müdakkikane meşrutiyeti şeriata tatbik etmek istiyor. Diğeri de muvazenesiz, zâhirperestane çıkılmaz bir yola sapıyor." İzah eder misiniz?
  38. "Sual: Dine zarar olmasın, ne olursa olsun?" bu sualden maksat nedir, bilgi verir misiniz?
  39. "Hem de, mağlûb bîçare bir reise, yahut müdahin memurlara, veyahut mantıksız bir kısım zabitlere,.." ifadesi ile, "Halbuki çoban tembel ve muavini kayıtsız, köpekleri değersizdir." cümlesi arasında nasıl bir ilgi vardır. Buradaki kişi ve olayları açabilir misiniz?
  40. "İstibdadın hükmünce, İstanbul ve hükûmet belâğbaşı idi; şikâyette hakkınız vardı. Şimdi ise hakikat itibariyle bilkuvve, İstanbul göldür, hükûmet havuzdur, Türk zaynâbdır veya öyle olmak lâzımdır. Pınar bizlerdedir veya bizde olmak gerektir." İzah eder misiniz?
  41. "Hükûmet ve İstanbul çukurda bir havuzdur veya öyle olacaktır. Havuz ise, aşağıdadır. Fenalık sakîldir, yukarıya yuvarlanmaz; cehâletle cezb etmemek şartıyla... İyilik nurdur, yukarıya akseder." İzah eder misiniz?
  42. "Meşverette hüküm ekserindir. Ekser ise, Müslümandır, altmıştan fazla ulemâdır. Mebus hürdür, hiçbir tesir altında olmamak gerektir. Demek, hâkim İslâmdır." İzah eder misiniz?
  43. "Eğer siz insan olsanız, hükumet ve İstanbul ve Türkler nasıl olsalar olsunlar, size fenalıkları dokunmaz. Fakat iyilikleri gelir." Türklerin ya da hükümetlerin tarihçe zararları Kürtlere dokunmuş ve dokunmaya devam ediyor. Yukarıdaki cümleye göre tüm suç Kürtlerin. Demek ki insan olmamışlar. Burada bir toptancılık ya da suçu bir tarafa yığmak yok mu?
  44. Başkasına itimat etmeyen nefsiyle teşebbüs eder. ... Acaba Mâmehuran hırsızlarını tevbekâr ve sofî eden şu sır değil midir? Evet, ruhları ağlamak istedi, biri bahane oldu, ağladılar. Burayı izah eder misiniz?
  45. "Kim dese, “Zaman bütün berbât oldu,” eskisine temayül gösterse, bilmediği halde İslâmiyetin muhalefetinden neş’et eden eski seyyiatı, bazı ecnebîlerin zannı gibi İslâmiyete isnat etmektir." izah eder misiniz?
  46. "Eğer Mehdî acele edip gelse, baş-göz üstüne, hemen gelmeli. Zira güzel bir zemin müheyya ve mümehhed oldu. Zannettiğiniz gibi çirkin değildir. Güzel çiçekler, baharda vücudpezir olur." izah eder misiniz?
  47. "Elhasıl: İnkılâb-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın, dinde hissesi, beytü’l-ankebut gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur; taklittir, onu telâşa düşürttürür." Cehalet nasıl korkutur, taklit nasıl telaşa düşürtür, açıklar mısınız?
  48. "Zira itimad-ı nefsin fıkdanı ve aczin vücudu cihetiyle, saadetini yalnız hükûmetin cebinden zannettiğinden; kalbini, aklını da hükûmetin kesesinden tahayyül eder, korkar." Açıklar mısınız?
  49. "Padişahların padişahı olan Sultan-ı Ezelî, Kur'ân denilen musika-i İlâhiyesi ile umum âlemi doldurarak kubbe-i âsumanda şiddetli ses getirmekle,.." Devamıyla izah eder misiniz?
  50. Mâmehuran hırsızları nasıl tövbekar ve sofi olmuştur? Konu hakkında bir malumat verebilir misiniz?
  51. "Şu amûd-u nuranî, dinin himayetini, şehametinin başına, murakabenin gözüne, hamiyetinin omuzuna alacaktır..." izah eder misiniz?
  52. "Sivrisinek tantanasını kesse, balarısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz. Zira, kâinatı nağamatıyla raksa getiren hakaikin esrarını ihtizaza veren musika-i İlâhiye hiç durmuyor; mütemadiyen güm güm eder." İzah eder misiniz?
  53. "İşte, size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktıysa kalbde saklayınız. Bakır çıktıysa, çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız,..'' Bu sözlerde anlatılmak istenen nedir? Nasıl bir ölçü çıkarmalıyız?
  54. Üstadın desteklemiş olduğu Cumhuriyet sistemi içerisinde şer'i kanunlar olmalı mıydı, Şer'i kanunların uygulanması şartıyla mı Cumhuriyete taraftarlık gösterilmiştir? İslamî kanunlar olmasa da böyle bir Cumhuriyete Bediüzzaman taraftar mıdır?
  55. "Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur." cümlesi ile "Evet, hakkı tanıyan, hakkın hatırını hiç bir hatıra feda etmez." cümlesi nasıl telif edilebilir?
  56. "Hürriyet ve meşrutiyetin birinci ihsanı olan af ve istirahat-i umumiyeyi fikr-i intikamına yediremediğinden,.." Burada ne demek isteniyor, açıklar mısınız?
  57. "Benî beşerde ona intisap eden, bir dirhem zararını bin lira milletin menfaatine fedâ etmeyen, hem de menfaatini ızrar-ı nâsta gören,.." Açıklar mısınız?
  58. "Hem de beylik veya tavâif-i mülûk mukaddemesi olan muhtariyet,.." Ne demektir, açıklar mısınız?
  59. Cehaletin ağa ile , inadın efendi ile, intikamın paşa ile, taklidin hazret ile, mösyönün gevezelik ile vasıflandırılmasının sebebi ne olabilir?
  60. "Her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz." Burada Üstadımız ne demek istemiştir, neden kulak denmemiş de, kalbe hitap edilmiş?
  61. "Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız." İzah eder misiniz?
  62. "Neden hüsn-ü zannımıza sû-i zan edersin?" Burada kime karşı "hüsnüzan" duyulmaktadır?
  63. Şu sahrâda bir nar görünür. Ben derim nurdur; nar olsa da, eski nardan kalma zayıf, yukarı tabakasıdır. Geliniz, etrafına halka tutup temâşâ edelim. Cümlesini devamıyla açar mısınız?
  64. "Onlar diyorlar ki: 'Ateş-i sûzandır.' Eğer, nur olursa kalb ve gözlerini kör eder. Eğer nar dedikleri nur-u saadet dünyanın hangi tarafına çıkmış ise, milyonlarla insanın tulum gibi kan suyu üzerine boşaltılmış ise söndürülmemiş." izah eder misiniz?
  65. "Çok iyiler var ki, iyilik zannıyla fenalık yapıyorlar." Bu cümleden ne anlamalıyız?
  66. "Eğer onların dedikleri gibi nar olsa, karıştırmadık ki bizi yaksın.. Eğer,nur olursa kalb ve gözlerini kör eder.." cümlesini açıklar mısınız, Nar ve Nurun Meşrutiyet ile İlişkisi Hakkında Bilgi verir misiniz?
  67. "Soru: Nasıl anlayacağız? Biz câhiliz, sizin gibi ehl-i ilmi taklit ederiz. Cevap: Çendan câhilsiniz, fakat âkılsınız. Hanginizle zebib, yani üzümü paylaşsam, zekâvetiyle bana hile edebilir. Demek cehliniz özür değil..." cümlelerini nasıl anlamalıyız?
  68. "Sual: Nasıl iyilikten fenalık gelir? Cevap: Muhali talep etmek, kendine fenalık etmektir. Zerrâtı günahkârlardan mürekkep bir hükûmet tamamıyla mâsum olamaz. Demek, nokta-i nazar, hükûmetin hasenâtı, seyyiatına tereccuhudur..." Devamıyla izah eder misiniz?
  69. "Eğer, nur olursa kalb ve gözlerini kör eder. Eğer nar dedikleri nur-u saadet dünyanın hangi tarafına çıkmış ise, milyonlarla insanın tulum gibi kan suyu üzerine boşaltılmış ise söndürülmemiş. Hatta bu iki senedir mülkümüzde iki-üç defa söndürülmesine teşebbüs edildi. Fakat söndürmek isteyenler kendileri söndüler." İzah eder misiniz?
  70. "Eski hâl muhal; ya yeni hâl veya izmihlâl..." izah eder misiniz; "yeni hâl"den kasıt neler olabilir, günümüze yansımaları nelerdir?
  71. Üstad "Eski hâl muhal; ya yeni hâl veya izmihlâl." diyerek meşrutiyeti savunuyor. İşleri güçleri hilafetten başka bir şey olmayan İslami cemaatlerin kavrayamadığı nokta nedir? Nur talebelerinin bu konudaki eksiği ne olabilir?
  72. "Zira kemalin cemali dindir. Hem din saadetin ziyasıdır, hissin ulviyetidir, vicdanın selametidir." ifadesinden sonra haşiye var. Haşiyede şöyle diyor: "Acele etme, yani şifre gibi işaratı var." Bu şifre nedir?
  73. "Evet, zarurat ve incizab ve temayül ve tecarüb ve tecavüb ve tevatür, o katarat ve lemeatı musafaha ettirerek, ortalarındaki mesafeyi tayyedip bir havz-ı âb-ı hayatı ve dünyayı ışıklandıracak bir elektrik-i nevvareyi teşkil edecektir. Zira, kemâlin cemâli dindir. Hem, din saadetin ziyasıdır, hissin ulviyetidir, vicdanın selâmetidir." Açıklar mısnız?
  74. İnsan hürriyetini sınırlandırmak, insana bir sıkıntı ve zulüm değil midir?
  75. "Hürriyet-i umumî, efrâdın zerrât-ı hürriyâtının muhassalıdır. Hürriyetin şe’ni odur ki, ne nefsine, ne gayrıya zararı dokunmasın." cümlesini açıklayıp, hürriyetin tarifini söyler misiniz?
  76. "İşte, şimdi salâhat ve mehareti, tâbir-i âharla fazileti ve hamiyeti, nur-u kalb ve nur-u fikri cem edenler vezaife kifayet etmezler. Öyleyse, ya maharettir veya salâhattir. San’atta maharet ise müreccahtır." Bu cümleleri açıklar mısınız?
  77. Hürriyetin tanımını yapan; Murat ve Hüseyin Cahid'in haklı-haksız olduklarını Üstad'ımız neye göre söylüyor?
  78. "Nedir şu hürriyet ki, o kadar tevilât onda birbiriyle Çekişiyorlar? Ve hakkında acip, garip rüyalar görülür?" burada bahsedilen rüyalar nelerdir?
  79. "Hem de o sarhoş namazsızlar Jön Türk değiller, belki şeyn Türktürler." Bu ifadeyi açıklar mısınız?
  80. "Hürriyetin rafizisi de süfehadır." ifadesini açıklar mısınız?
  81. "Hem de kut-u lâyemût ve vahşet ile âlûde olan hürriyet, sizin dağ komşularınız olan hayvanlarda da bulunuyor." Anlayamadım, açıklar mısınız?
  82. "Medeniyetin muşa'şâ bu kadar mehasininden, sizin anka-i meşrebâneniz sizi müstağnî etmiştir." cümlesini açıklar mısınız?
  83. "Lâkin güneş gibi parlak, her ruhun mâşukası ve cevher-i insaniyetin küfvü o hürriyettir ki, saadet-saray-ı medeniyette oturmuş ve mârifet ve fazilet ve İslâmiyet terbiyesiyle ve hulleleriyle mütezeyyine olan hürriyettir..." cümlesini izah eder misiniz?
  84. Risale-i Nur´un bir yerinde bahsi geçen Anka (Zümrüdüanka) kuşunun geçmişte var olduğunu anlıyorum. Anka kuşu rivayetlere göre var mıdır?
  85. "İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyeti intac eder." ifadesi ne demektir, açıklar mısınız?
  86. "Demek iman ne kadar mükemmel olursa, hürriyet o derece parlar." cümlesini teyit eden, Peygamber Efendimizin (asm) hayatından bir kaç örnek verir misiniz?
  87. "Sultan Abdülhamid'in mecbur olduğu istibdadını hürriyet zanneden ve Kanun-u Esasînin müsemmâsız isminden ürken adamın sözünde ne kıymet olur?" İzah eder misiniz?
  88. Neden tekebbür küçüklük alametidir? Bu sorunun cevabını açar mısınız, birkaç örnek verebilir misiniz?
  89. "Gayr-ı müslimlerin hürriyeti, bizim umum milletimizin hürriyetinin rüşvetidir." Neden rüşvet gibi olumsuz bir sıfat kullanılmış?
  90. Rus hükûmetinin istibdadı, bir kayıttır. Rus milletinin tahakkümü de diğer bir kayıttır. Âdât-ı küfriye ve zâlimânelerinin tagallübü de üçüncü bir kayıttır... Devam eden yeri açıklar mısınız?
  91. "İşte size Hindistan bir burhan ve Mısır yarı burhandır." Üstadımızın Hindistanı bir burhan, Mısırı yarı burhan olarak ifade etmesinin hikmeti nedir?
  92. "Buna mukabil, bizim gayr-ı müslimlerin ayaklarında yalnız bir yalancı kaydımız vardı. Ona bedelen çok nazlarını çektiğimiz gibi, onlar neslen ve serveten ziyadeleştiler..." Bu ifadeleri açıklar mısınız?
  93. Her ülkede askerlik ve memurluk olduğu halde ve onlar maddeten yükselebilirken, bizde neden memurluk ve askerlik gerilemeye sebep oluyor? Onlar ayrı bir sistem mi oturtmuşlar?
  94. "Fikr-i milliyet, hürriyetin pederidir." cümlesini izah eder misiniz?
  95. "İngiliz hükûmeti, gerçi zahiren müstebid değilse de, milleti mütehakkimedir. Âdâtı dahi mütegallibedir." İzah eder misiniz, şimdilerde de geçerli mi bu durum?
  96. "Şimdiye kadar ecnebiler bahane mahane tutarlardı, milletimizi eziyorlardı." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?
  97. "Bizde olan istibdat Asya'nın hürriyetine zulmani bir set çekmişti. Ziyayı hürriyet o muzlim perdeden geçemezdi ki, gözleri açsın, kemalatı göstersin." Bizdeki istibdat Asya'nın hürriyetine nasıl set çekiyor? Hürriyet olmadan kemalat neden olmuyor?
  98. "Zira hürriyet, milliyeti gösterdi." Hürriyetin milliyeti göstermesi ne demek?
  99. "İşte bu seddin tahribiyle, fikr-i hürriyet Çin'e kadar yayıldı ve yayılacaktır." Bu set ne zaman tahrip oldu; bu setin yıkılmasıyla Çin'de hürriyet fikri nasıl yayıldı?
  100. Her bir müslim başıboş olmadığını, başkalarıyla bağlı olduğunu neden meşrutiyet ile anlıyor?
  101. "Hakiki münevver ve müttehid olarak , kervanı beni beşere pişdarlık edeceğiz." Bu bir ümit mi ve ne zaman göreceğiz?
  102. "Hayatımızı zehirlendirmek ve devletimizi parça parça etmek için ağızlarını açmış olan o müthiş yılanlara ne diyeceğiz?" Buradaki ağzını açmış olan yılanlar kimlerdir?
  103. "Farz-ı muhal olarak, Allah etmesin, eğer bizi parça parça edip öldürseler, emin olunuz, biz yirmi olarak öleceğiz, üç yüz olarak dirileceğiz." cümlesini açıklar mısınız?
  104. "Müsavat ise, fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve gedâ birdir." Hukukun her alanında mümin ile gayri müslim eşit midir?
  105. Risalelerde zimmî olan kâfirlerle, sulh halinde bulunduğunuz kâfirlerin hayatlarının İslamiyetçe mahfuz olduğu, koruma altına alındığı ifade ediliyor. Zimmî ne demektir? Bilgi verirseniz memnun kalırım.
  106. Üstad'ın "Şu milletin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vâbestedir." ifadesini nasıl anlamalıyız?
  107. "Size bunu katiyen söylüyorum ki, şu milletin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vâbestedir." cümlesi ile "Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adâvet et." cümlesini nasıl anlamalıyız?
  108. "Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!" cümlesini izah edebilir misiniz? Bazıları “Müslüman olmak şartıyla evlenilir.” diyor?
  109. "Delil kat'iyyü'l-metîn olduğu gibi, kat'iyyü'd-delâlet olmak gerektir. Halbuki tevil ve ihtimalin mecâli vardır. Zira, nehy-i Kur'ânî âmm değildir, mutlaktır. Mutlak ise, takyid olunabilir." Nasıl anlamalıyız?
  110. "Her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve san’atları kâfir olmak lâzım gelmez. Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı veya bir san’atı, istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın?" İzah eder misiniz?
  111. "Yahudileri ve Hristiyanları Dost Edinmeyin!" ayetini nasıl anlamalıyız, Üstadımız bu konuda bir şey söylemiş midir?
  112. Dinler Arası Diyalogun, Kur'an'da Hükmü Nedir?
  113. Yahudi ve Hristyanlarla münasebetimiz nasıl olmalıdır?
  114. "Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizâdesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi. Sonra da yüzde doksan bize ittibâ ettiler." Rum ve Ermenilerin bize ittiba ettikleri husus nedir? Üç milyon Ermeni günümüzde var mı?
  115. "Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz." cümlesini izah eder misiniz, bu külli bir kaide midir?
  116. "Hürriyet ve meşrutiyet; askerimizin süngüsüyle, cemiyet-i milliyenin kalemiyle sahife-i vücuda geldi." cümlesini izah eder misiniz?
  117. "Zannediyorum, tecavüzleri, eskiden sizden tahayyül ettikleri tecavüze karşı bir teşeffî-i gayz ve bundan sonra sizden tevehhüm ettikleri tecavüze karşı bir nümayiş gibidir." cümlesini izah eder misiniz?
  118. Ehl-i kitapla münasebetimizde; Birincisi; Onlardan medeniyet ve terakki noktasında istifade etmemiz, İkincisi, onlarla iyi geçinerek asayiş muhafaza etmemiz gerektiği hususunu nasıl anlamalıyız?
  119. "Kâfirin iki mânâsı vardır: Birisi ve en mütebadiri: Dinsiz ve münkir-i Sâni demektir. Şu mânâ ile ehl-i kitaba ıtlak etmeye hakkımız yoktur.İkincisi: Peygamberimizi ve İslâmiyeti münkir demektir. Şu mânâ ile onlara ıtlak etmek hakkımızdır." Burayı nasıl anlamalıyız, teslis inancındakiler kafirdir, demek doğru olur mu?
  120. "Bütün ezhânı zapt ve bütün ukulü meşgul eden nokta-i medeniyet, terakki ve dünyadır." cümlesini izah eder misiniz?
  121. "Hem de daire-i itikadı, daire-i muamelâta karıştırmaya mecburiyet yoktur." cümlesinin öncesi ile ilgisini kuramadım, yardımcı olur musunuz?
  122. Münazarat'ta, Avrupalıllar için ifade edilen; "Onların ekserisi dinlerine mukayyet değiller." cümlesi ile, Mektubat'ta geçen; "Evvela, Avrupa dinine sahiptir." cümlesini nasıl bağdaştırabiliriz?
  123. "Cerbezenin tavr-ı acibi; zaman ve mekânda müteferrik şeyleri toplar, bir yapar. O siyah perde ile her şeyi temaşa eder." cümlesini izah eder misiniz?
  124. "Bir aşiretin herbir ferdi, bir günde attığı balgamı, cerbeze ile vehmen tayy-ı mekân ederek birden bir şahısta o muhassalı temsil edip başka efradı ona kıyas ederek, o nazar ile baksa." açıklar mısınız?
  125. "Büyük işlerde yalnız kusurları gören, cerbezelik ile aldanır veya aldatır." Burada neden "büyük" kelimesi kullanmış, sadece cerbeze deyip geçemez miydi?
  126. "Çok fena şeyleri işitiyoruz. Bahusus gayrı müslimler de güya bir İslam kızını almışlar, filan yerde böyle olmuş, diğer yerde şöyle olmuş..." Burayı açıklar mısınız?
  127. "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya görür. Güzel rüya gören hayatından lezzet alır." Bu cümlede güzel rüye görmekle hayattan lezzet almayı beraber zikretmek nasıl anlaşılmalıdır?
  128. "Evet, maatteessüf, daha yeni ve bulanık bir devlette ve cahil ve perişan bir millette, şöyle fena ve pis şeylerin vukuu zarurî gibidir. Eskiden daha berbadı vardı; fakat şimdi görünüyor..." Devamı ile birlikte açar mısınız?
  129. "Zîra, fenalıkları iyiliğe yardım etti. Eğer meylü't-tahripten vazgeçerlerse, müfsitlikten çıktılar deriz." Fenalıklarının iyiliğe yardım etmesi nasıl olur? Bir de "müfsitlikten çıktılar" tabirinden ne anlamalıyız; müfsitlikten çıkmak iyi bir şey değil midir?
  130. "Biri mezmum ve biri memduh olan tahsil ve kisbde olan kanaatiyle, mahsul ve ücretteki kanaatı temyiz etmeyen,.." Tahsil ve kizb arasında ne gibi farklar vardır ki biri mezmum diğeri memduhtur? Aynı şekilde mahsül ve ücret arasında ne gibi farklar var?
  131. Üniversitede en iyi notları almak için uğraşmak (ders çalışmak) sanki bir menfaat bekler gibi geliyor. Hedeflediğin notu alamadığında üzülüyorsun. Ders çalışmamız nota endeksli mi olması lazım, yoksa elimizden gelenin en iyisini yapıp, aldığımız sonuçla yetinmek mi? Risale-i Nur’a göre bir mümin bu konuda nasıl davranmalı?
  132. "Eskiden İslamlar zengin, onlar fakirdi..." sorusunun cevaplarını özetleyip, birkaç örnek verir misiniz?
  133. "Ümmetî! Ümmetî! sırrını teferrüs etmeyen..." Buradaki "Ümmeti! Ümmeti" sırrı nedir, burada kullanılmasının hikmeti nedir?
  134. Gayri müslimin askerliği caiz; ama gayri müslim komutanlara nasıl güveneceğiz?
  135. "Askerlik kavga içindir. Dünkü gün siz o dehşetli ayı ile boğuştuğunuz vakit karılar, çingeneler, çocuklar, itler size yardım ettiklerinden size ayıp mı oldu?" Burayı izah eder misiniz, "dehşetli ayı"dan maksat ne olabilir?
  136. "Zira, meşrutiyet, hâkimiyet-i millettir. Hükûmet hizmetkârdır (...) Şerik ettiğimiz vakitte, millet-i İslâmiyeden aktâr-ı âlemde üç yüz bin adamın riyasetine yol açılıyor. Biri zayi edip bini kazanan, zarar etmez." Bu ifadeleri açıklar mısınız?
  137. Zîra, meşrûtiyet, hakimiyet-i millettir; hükûmet hizmetkardır. Meşrûtiyet doğru olursa, kaymakam ve vali reis değiller, belki ücretli hizmetkarlardır. Gayr-i müslim, reis olamaz, fakat hizmetkar olur...
  138. Üstadımızın devlet memurluğu hakkında bir açıklaması var mıdır?
  139. Münazaratta geçen; "Mesalih-i mürsele" kavramını açıklar mısınız?
  140. "Said Nursi'ye göre Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler arasındaki ilişkilerde kimin yönetip, kimin yönetildiğinin önemi yoktur. Beraber yaşama şekillerinin belirlenmesi gerekir." şeklindeki düşüncelere nasıl cevap verebiliriz?
  141. "Şeriatın bazı ahkâmı, meselâ valilerin vazifelerine taallûku var..." cümlesini izah eder misiniz?
  142. "Meşrutiyet doğru olursa, kaymakam ve vâli, reis değiller, belki ücretli hizmetkârlardır." O halde, meşrutiyet veya cumhuriyet tam yerleşmez ise, gayri müslümlerin müstebit olma riskine binaen, onlara yüksek makam verilmemeli midir?
  143. "İşte memuriyet filcümle ve askerlik bilcümle bizde olduğu için, servetimizi israf eline verip neslimizi etrafa saçıp zayi' ettik. Eğer öyle gitse idi, biz de elden giderdik. İşte onların asker olması, zarurete yakın bir maslahat-ı mürseledir. Hem de mecburuz. Mesalih-i mürsele ise, İmam-ı Mâlik mezhebinde bir illet-i şer'iye olabilir." İzah eder misiniz?
  144. "Yalnız maişet ve menfaat için girse, bir nevi çingenelik eder." ifadesinin izahında kullandığınız "Salla başı al maaşı" tabiri ile dilencilik benzetmesini açar mısınız?
  145. "Maîşet için tarik-ı tabiî ve meşru ve zîhayat, san'attır, ziraattir, ticarettir. Gayr-ı tabiî ise, memuriyet ve her nev'iyle imarettir." İzah eder misiniz, burada "imaret" ile anlatılmak istenen nedir?
  146. "Bazıları dine layık olmayan barid taassuba müfritane ilişiyorlar..." cümlesini devamı ile birlikte açıklar mısınız?
  147. "Bazı Jön Türkler masondurlar, dine zarar ediyorlar? İstibdat, kendini ibka etmek için şu telkinatı vermiştir..." ifadelerini izah eder misiniz?
  148. "Tekrar temâşâ et, çünkü bu Arabî fıkra şifrelidir, işârâtı var." cümlesini izah eder misiniz?
  149. "Dinsiz dediğiniz vakit ihtimal ki, tereddüde düşüp mesleği İslamiyetten hariçmiş gibi vesveselerle, her çi bad abad, diyerek İslamiyete münafi harekete başlar..." Açıklar mısınız? Bu nasıl bir hissiyat ki birden İslamiyete hücum ediyor?
  150. "Lâkin, vakta ki perde yırtılsa, hayâ atılır; hücum gösterilse, fenalık, fena tevessü eder. Ben 31 Mart hâdisesinde şuna yakın bir hal gördüm." Yukarıdaki cümlenin 31 Mart hadisesi ile nasıl bir bağlantısı olabilir?
  151. "Faraza, bazılarının altında büyük fenalıkları varsa da, hücum edilmemek gerektir. Zîra, çok fenalık vardır ki, iyilik perdesi altında kaldıkça ve perde yırtılmadıkça ve ondan tegafül edildikçe mahdut ve mahsur kaldığı gibi, sahibi de perde-i hicap ve haya altında kendisinin ıslahına çalışır..." Açıklar mısınız, Bediüzzaman Hazretlerinin bu yaklaşımından nasıl ders çıkarabiliriz?
  152. "En ebleh, en sefih bile, sedd-i rasîn-i istinadımız olan İslâmiyete bütün mevcudiyetiyle taraftardır-lâsiyyema siyasetten haberdar olanlar." İzah eder misiniz; siyasetten haberdar olanların özellikle vurgulanmasının sebebi ne olabilir?
  153. "Lâsiyyema, uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede namzet olmuş adam dinsiz yaşayamaz." Üstad bu müthiş tespitleri nasıl yapıyor? İnsanların medenileştikçe sorunlarının artacağını nasıl görüyor? Zamane insanı ebedi hayatı neden daha çok istiyor?
  154. "Hakikaten, bence, bir Müslüman neslinden gelen bir adamın akıl ve fikri İslâmiyetten tecerrüt etse bile, fıtratı ve vicdanı hiçbir vakit İslâmiyetten vazgeçemez." Bunun hikmeti nedir acaba? İslamiyet genlere mi işliyor adeta?
  155. "Hayal perdesi üstünde size bir timsal manzarasını göstererek mazarratını anlatacağım: İşte, şu sahrâda gayet muhteşem bir bostan içinde bir kasır var..." Burayı devamıyla izah eder misiniz?
  156. "Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne Nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temâşâ eden Saidler, Hamzalar, Ömerler,.." izah eder misiniz?
  157. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Cümlesini açar mısınız?
  158. Herkese dünya terakkî dünyası olsun; yalnız bizim için mi tedennî dünyasıdır? Öyle mi? İşte, ben de sizinle konuşmayacağım... Bu konuda bilgi verir misiniz?
  159. "Acele ettim kışta geldim, sizler cennet asa bir baharda geleceksiniz..." Üstad eğer "cennet asa bahar" ile yaşadığımız zamandan bahsediyorsa, günahlar daha çoğalmış açık saçıklık Üstadımızın zamanına göre kat kat artmış,.. Nasıl anlamalı?
  160. "Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş,.." Dünyanın Ömrü Üç Yüz Yıldan Fazla mıdır, nasıl anlamalıyız?
  161. "Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne Nurun sözünü dinleyen..." sözünden anlamamız gereken mana ne olmalıdır? Üstad burada neyi kastetmiş olabilir?
  162. "Ey üçyüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitane Nurun sözünü dinliyen..." Üstad hazretleri üç yüz sene sonra diyerek hangi zamanı kastetmiştir? Bu söz ne zaman söylenmiştir; hicri takvime göre mi, yoksa miladi takvime göre mi?
  163. "Kasr-ı nurânî-yi İslâmiyeti, ne cür’etle mâtem tutmuş bir siyah çadır gibi bir kısım fukaraya ve bedevîlere ve mürtecilere has olduğunu tahayyül ediyorsunuz?" Dini sadece fakirler ve garipler yaşar gibi bir anlayış mı vardı?
  164. "Hakikat-i İslâmiyeti, nasıl dar buldunuz ki, fukaraya ve mutaassıp bir kısım hocalara tahsis edip, İslâmiyetin yarı ehlini dışarıya atmak istiyorsunuz?" Bunu yapanlar kimlerdir, izah eder misiniz?
  165. Üstad Hazretlerinin "Sizler cennetasa bir baharda geleceksiniz." dediği nesil günümüzdeki insanları kapsar mı? Orta Doğu'daki gerginlik ve Üçüncü Dünya Savaşı söylentileri çerçevesinde ele alabilir misiniz?
  166. "Ahirzamandır. Gittikçe daha fenalaşacak... Ben de sizinle konuşmayacağım. Şu tarafa dönüyorum; müstakbeldeki insanlarla konuşacağım..." Üstad neden bunlara cevap vermeyip, istikbaldeki insanlara dönüyor?
  167. "Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz." Gelmek kimin elinde? Üstad mana aleminde erken gelmek için dua etmiş olabilir mi?
  168. "Hakikat-i İslâmiyeti, nasıl dar buldunuz ki, fukaraya ve mutaassıp bir kısım hocalara tahsis edip, İslâmiyetin yarı ehlini dışarıya atmak istiyorsunuz?" Buradaki "İslamiyetin yarı ehli" tabirini nasıl anlayabiliriz?
  169. "Evet, herkes âyinesinin müşâhedatına tâbidir. Demek sizin siyah ve yalancı âyineniz size öyle göstermiştir." Üstad bunun ispatını nasıl yapmış, açar mısınız?
  170. "Hakîkat-ı İslâmîyeyi hakkıyla kainat üzerinde temevvüc-saz edecek olan nesl-i cedîd gelsin,.." cümlesindeki nesl-i ati kimlerdir?
  171. Üstad Risale-i Nur'da XIII. Asrın minaresinden bağırdığını naklederek Mehdiyyet konusunu ima etmektedir. Bu minare konusunun geçtiği yerlerde kastedilen hadislerdeki Emevi Camii'nin "beyaz minare" olarak nakledilen minaresi ile alakası var mıdır?
  172. "On üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,.." ifadesini açıklar mısınız?
  173. Münazarat'ta; "Kemiklerimizi misafir eden ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız..." deniyor. Halbuki Üstad'ın mezarı Van'da değildir?
  174. "Varsınlar, şu kitabın hakaikini hayal tevehhüm etsinler. Zira ben biliyorum ki, şu kitabın mesâili hakikat olarak sizde tahakkuk edecektir." ifadelerini zah eder misiniz? Üstad'ın meydanda olmayan bir kitaptan bahsetmesi, Hz.Ömer'in (ra) sekir haline örnek olabilir mi?
  175. "... Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. Kapıcıya tenbih edeceğiz; bizi çağırınız..." Burayı nasıl anlamak lazım, izah eder misiniz?
  176. "Sual: Eskiler bizden âlâ veya bizim gibi. Gelenler bizden daha fena gelecekler." sual ve cevabı açıklar mısınız?
  177. İstediğim emir ve arzu ettiğim şey ve teşehhî ettiğim hâl ise, hikmet-i ezeliyenin düsturu ile tanzim olunan âlemin mahiyeti müstaid ve inayet-i ezeliyenin pergârıyla nakşolunan.. Cümlesini açar mısınız?
  178. "Bir şey cüz-i ihtiyarînin dairesinden ve cüz'iyetten çıkıp külliyet dairesine girse, veyahut bihasebil'âde def'i muhal olsa, zamana isnat edilir... Eğer iyi temâşâ etsen göreceksin ki, feleğe atılan taşlar, döndüğü vakit bir yeis olarak kalbde tahaccür eder." Burayı izah eder misiniz?
  179. "Bazı kuvvetli dâhiler nefes aldıkça amîk ve derin bir feryat koparırlardı. Fakat akıl onu güzelce tanımazdı. Çünkü karanlıkta ve toplanmamıştı." Bu ifadeleri izah eder misiniz?
  180. "Gerçi istibdat görünmüyordu ve ismi belli değildi; lâkin herkesin ruhu istibdadın mânâsıyla tesemmüm ederdi..." Burada hangi dönem kastediliyor, izah eder misiniz?
  181. "Acaba şu zaman ve dehrin şikâyetinden Sâni-i Zülcelâlin sanat-ı bedîine itiraz çıkmaz mı?" sorusu ile cevabını açar mısınız?
  182. "İstersen dikkat et, o zaman, Ermeni mebusu Vartakis ve Hakkari mebusu Seyyid Molla Tahir’ e işaret eder." konu hakkında bilgi verir misiniz?
  183. Çok âlim ve şairler, zamanlarında büyük hâkimleri ifratla senâ etmişler. Hâlbuki o hâkimlerin çoğuna müstebid nazarıyla bakıyorsun. Cümlesindeki alim ve şairlere örnek verir misiniz?
  184. "Ümerâyı seyyiattan lâtif bir hile ile vazgeçirmek ve onlara hasenat arkasında müsabaka için garip bir bahşiş-i şairâneyi ortaya koymak,.." İzah eder misiniz?
  185. Münazarat'ta, "Biz Türkler ve Kürtler,.." diye başlayan paragrafta anlatılmak istenen konuyu açar mısınız?
  186. "Zira, her bir millet için, o milletin cesaret-i milliyesini teşkil eden ve namus-u milliyesini muhafaza eden ve kuvveti onda toplanacak bir mânevî havuz vardır..." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?
  187. Fakat, sünnet-i seniyeye muhalif olan bu sünnet-i seyyie, yine istibdadın seyyiatındandır. Cümlesini açıklar mısınız?
  188. "İşte o iki kısım reisler, bilerek veya bilmeyerek, o havuzun ve o hazinenin etrafında delik-melik açtılar. Mâye-i bekàyı ve madde-i hayatı çektiler. Havuzu kurutup hazineyi boş bıraktılar. Böyle gitse, devlet milyarlar borç altında kalıp düşecek." İzah eder misiniz?
  189. "Türkler ve Kürtler şecâat fenninde allâme olduklarından,.." cümlesini açılar mısınız; bunun delili nedir?
  190. " Hatta onlar servet-i dünyadan tenfir yolunda pençesini küçük bir sayda (ava) atan biçarelerin hassas ve zayıf damarlarını tutarlardı. Tâ pençeleri o sayddan açılsın, onlar o avı kaçırsınlar..." Açıklar mısınız?
  191. "Bir kısım büyükler namus-u milleti muhafaza eden cesaret-i milliyeyi su-i istimal edip, zemin-i ihtilâf olan kumistana atıp kaybettiler." ifadesi ile özellikle; "beş yüz bin kahramanı aralarında sarf etmek" ne demektir?
  192. Neden onların bir fedaisini yandırıp parça parça ederlerdi, esrarını ve arkadaşını izhar etmezdi. Hâlbuki sizin bir yiğitinize bir bıçak vurulsa, bütün esrarını kanıyla beraber fışkırtarak döker. Bu ifadeleri izah eder misiniz?
  193. "Büyük bir çeşme var, şimdiye kadar su-i istimal ile şûristana dağılıp bazı seele ve acezeye neşvünemâ verdi... Nedir o çeşme? Zekât. Sizler Hanefî ve Şâfiîsiniz..." Üstad burada sizler Hanefi ve Şafiisiniz derken ne demek istiyor?
  194. "İanât-ı milliye-i İslâmiye denilen nüzur ve sadakat, zekâtın ammizâdeleridirler. Asabiyetini çekerler, hizmette yardım edecekler." ifadelerini izah eder misiniz?
  195. "Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. Şu burhan kâfi değil midir ki, hayatımızın bekası iman ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır? En evvel rüesamız ıslah olunmalı..." izah eder misiniz?
  196. "Madem Nurcular Mâmehuran içine girmişler, şeyh-i meşrutiyet yerine ahrar perdesi ve hamiyet-i İslâmiye ve milliye ve elbette ittihâd-ı Muhammedî dairesinde olan şeyh-i Risale-i Nur denilmeli." cümlesini açıklar mısınız?
  197. "İslam uyandı, uyanıyor. Şu dereler aşiretlerini tevbekar eden işte bu sırdır ." Buradaki sır nedir?
  198. ''Lâkin, minare başında olan akıl, kalîb-i kalb dibinde bulunan sebebini iyi göremiyor.'' cümlesini izah eder misiniz?
  199. "Neden şu âdet-i müstemirreyi tezyif ediyorsun?.." sorusunun cevabının dört şıkkını da izah eder misiniz?
  200. "Mütegallip başlar, kendi kendilerine düştüler. Zulmün kapısı, onların yüzlerine karşı kapatıldı. Düşenlere ayak vurulmaz. Sekeratta olanları bırak kendi haline; sekeratını tamam etsin." sorusunu ve cevabı devamıyla izah eder misiniz?
  201. "Bazan adavet şiddet-i muhabbetten gelir." Bu ifadeye göre, insanlara karşı sevgi ve muhabbette ölçü ne olmalıdır?
  202. "Lâkin, onların asl-ı esas-ı mesleği, kulûbun tenviri ve raptı, yani fazilet-i İslâmiye üzerine sülûk, yani hamiyet-i İslâmiye ile tehattüm, yani İslâmiyet için hayatta zühd ve ravhı terk,.." İzah eder misiniz?
  203. "Evet, nefsim için onları ne kadar severdim; nefs-i İslâmiyet için bin derece daha ziyade onlara âşıktım." ifadesinden sonraki Arabi ibarenin ve haşiyenin izahını yapar mısınız?
  204. Hüsn-ü mücerredden, cemâl-i mücellâdan tecellî eden mukaddes ziynet;birbiriyle imtizaç edip, ondan çıkan levn-i nuranî ancak o şark ve garbın kab-ı kavseyni olan kâbe-i saadetinin tâk-ı muallâsının kavs-ı kuzahının elvan-ı seb'ası...
  205. Münazarat'ta geçen, İttihad-ı İslam'ın nakşını anlatan altı maddeyi izah eder misiniz?
  206. "Medine-i medeniyet-i münevveresi, tam hürriyet-i şer’iyeyi tatbik eden Devlet-i Osmâniyedir." Osmanlı şeri hürriyeti tam tatbik etmiş mi? Öyle ise Üstad, Abdulhamit Hazretlerinin dönemini neden tenkit ediyor?
  207. "Lâkin ittihad, cehl ile olmaz. İttihad, imtizac-ı efkârdır. İmtizâc-ı efkâr, mârifetin şua-ı elektrikiyle olur." ifadelerini izah eder misiniz?
  208. "Çünkü istibdad, ittihada mâni idi. Ben de kor üstünde duruyor ve sükût ediyordum." Bu cümle hakkında bilgi verir misiniz?
  209. Şu hayat-ı dünyeviyeyi ednâ bir Ermeni, milleti için feda ettiği halde; ben ki, şu hayat ile alâkam pek zayıf; bâhusus yedi defadır şu hayat elimden uçacaktı, emaneten elimde bırakılmış... Burayı açıklar mısınız?
  210. "Evet, benim hücumum onların aleyhinde değil, lehlerindedir. Tâ ki onların suretiyle kendini gösteren bazı ehliyetsiz, onların kıymetini tenzil etmesin." cümlelerini izah eder misiniz?
  211. "Şimdiki nâr-ı teessüfle muhterik bir ruh olsun, onların bedduasıyla Cehennemde yansın; o teessüf ateşini içinden çıkarmakla vicdan, maksattan bir firdevs tazammun ettiği gibi, hayal dahi emelden bir cenneti teşkil edecektir." cümlesini izah eder misiniz?
  212. "İki elimde iki hayatımı tutmuşum, iki hasım için iki meydan-ı mübarezede iki harple meşgulüm. Tek hayatlı olan adam meydanıma çıkmasın." İzah eder misiniz?
  213. "Acaba şu sıdk ve kizb mabeyninde mütereddit olan inkâr meselesi, nasıl oldu şu iki esas-ı lâzım ve metine nâsih olabildi..." cümlesini devamı ile birlikte açıklar mısınız?
  214. Üstadımız neden muhabbet konusunda, hep Uhud dağı misalini veriyor, özel bir sebebi var mı?
  215. Münazarat'taki "Allah'ın kelâmı değil ki, mensuh olmasın. İşte zaman onu nesheder." cümlesinden, Allah'ın kelamının nesh edilemeyeceği anlaşılıyor. Bunu Kur'an'daki nesh meselesiyle nasıl tevfik ederiz?
  216. "Adavet galebe çalsa, muhabbet mümâşaata inkılâp eder. Muhabbet galebe çalsa, adavet terahhum ve acımaya inkılâp eder." İzah eder misiniz?
  217. "Sözlerin iyi, fakat dinleyen nerede? Mesleğin âli, ittibâ edenler aşağıdır." cümlenin ve devamındaki Arabi ifadelerin konuyla alakasını izah eder misiniz?
  218. "Veli olan şeyhin, müddeî olan müteşeyyih ile farkları nedir?" sorusunu ve cevabını izah eder misiniz?
  219. "Re´y-i cumhurdan maada olan akval eğer hakikat ve mağzdan hali ve boş olmazsa istidadatın reylerine bırakılır." ifadesini açıklar mısınız?
  220. "Şu istidadın meyelânı ile intihap olunan ve bir derece hakikati tazammun eden ve ekalliyette kalan kavl, nefsülemirde mukayyet ve o istidad ile mahsus olduğu halde, sahibi ihmal edip mutlak bıraktı..." Buna örnek verir misiniz, buradaki kavl ifadesi içtihatlara mı bakıyor?
  221. "Ayakları altından çıkan toz ve ağızlarından feveran eden duman ve lisanlarından püsküren berkler, şimşekli ve bazan rahmetli bir bulut, şems-i İslâmiyetin tecellîsine bir hicap teşkil etmiştir. Lâkin ziya-yı şemsten tefeyyüz etmesine istidât bahşeden rahmetli bulut derecesinde kalmadı. Yağmuru vermediği gibi, ziyayı dahi men etmektedir." İzah?
  222. "Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istidatlardaki heves ve hevâ ve mevrus ayineye ve mizacına galebe çalmasa, o kavl bir hatar-ı azîmde kalır. Zira istidat onunla insibağ edip, onun muktezasına inkılâp etmek lâzımken, o onu kendine çevirir ve telkih eder, kendi emrine musahhar eder. İşte şu noktadan hüdâ hevâya tahavvül ve mezhep mizaçtan teşerrüb eder. Arı su içer, bal akıtır. Yılan su içer, zehir döker." İzahı?
  223. "Selef ve halef, asırlar üzerinde birbirine bakıp mabeynlerinde bir encümen-i şûra teşkil edeceklerdir. Fakat, birinci kısım olan ihtiyar babalar, sâkitane ve sitayişkârane dinleyeceklerdir." İzah eder misiniz?
  224. "Şeriat vâzı-ı esaret değildir; belki en vahşî suretten böyle tamamen hürriyete yol açacak ve geçebilecek surete indirmiştir, tâdil etmiştir." cümlesini izah eder misiniz?
  225. Münazarat'ta, İslamiyetin ahkamı ikidir, deniyor. Özellikle ikincisini açıklar mısınız?
  226. "İnkılâptan on altı sene evvel, Mardin cihetlerinde, beni hakka irşad eden bir zâta rast geldim. Siyasetteki muktesit mesleği bana gösterdi. Hem, ta o vakitte, meşhur Kemâl’in “Rüyâ”sıyla uyandım." Rüyada ne anlatılıyor?
  227. "Ehl-i ifratın bir kısmı, Araptan sonra İslâmiyetin kıvâmı olan Etraki tadlil ediyorlardı." ifadelerini açar mısınız?
  228. "Hem de, dörde kadar taaddüd-ü zevcat tabiata, akla, hikmete muvafık olmakla beraber; şeriat bir taneden dörde çıkarmamış, belki sekiz-dokuzdan dörde indirmiştir. Bâhusus taaddütte öyle şerait koymuştur ki, ona müraat etmekle hiçbir mazarrata müeddî olmaz..." izah eder misiniz?
  229. "İnkılâptan on altı sene evvel (1892) Mardin cihetlerinde beni hakka irşad eden bir zata rast geldim. Siyasetteki muktesid mesleği bana gösterdi..." Buradaki "siyasetteki muktesit meslek" ne demektir, izah eder misiniz?
  230. "Veyahud hata bir içtihad ile olabilir, bir gayr-ı makbul özrü kendine bulsun. Veyahud avanelerinin ve vehminin elinde mahbus gibidir. Sonra birden bütün kabahatı ona attık." Bediüzzaman, hangi kabahati Abdülhamid'e atmıştır?
  231. "Heyhât! Âlemin her halinde hayr-ı mahz olamaz. " İnsanlar açısından bu cümleyi nasıl açıklarız?
  232. "Bazı noktada şer olsa da ehven-i şerdir. Ehven-i şer ise bir adalet-i izafiyedir. Heyhât! Âlemin her halinde hayr-ı mahz olamaz." İki zararlı yoldan, daha az zararlı yol seçilebiliyorsa, "İnsanların imanını kurtarmak ve dine hizmet için günaha girilebilir." denmiş olunmuyor mu?
  233. "Siz durunuz; havas ile konuşulacak bir dâvâm var." Buradaki havas kimlerdir, yoksa hayali kişiler midir?
  234. "Otuz sene evvel olan kanun-u esâsîyi ve Hürriyetin ilânını tekfire delil gösterdi..." Bunun sebebi nedir, bilgi verir misiniz?
  235. "Sabık istibdadı hürriyet zanneden ve Kanun-u Esâsîye itiraz eden adamlara nasıl itiraz etmeyeceğim?" cümlesini izah eder misiniz?
  236. "Fünun-u cedideyi, ulûm-u medaris ile mezc ve derc; ve lisân-ı Arabî vâcip, Kürdî câiz, Türkî lâzım kılmak." izah eder misiniz?
  237. Kürt Meselesinin Çözümünde Dinin Yeri Nedir?
  238. "Fünun-u cedideyi, ulûm-u medaris ile mezc ve derc; ve lisân-ı Arabî vâcip, Kürdî câiz, Türkî lâzım kılmak,.." ifadelerini gelinen noktayı ve yaşanan olayları da dikkate alarak açıklar mısınız?
  239. “Ara­bî va­cip, Kür­dî ca­iz, Tür­kî lâ­zım,..” Üstad´ın bu sözü Risale-i Nur Külliyatı'nda var mı, varsa neresinde geçiyor?
  240. "Medrese-nâm melûf ve menus ve cazibedar ve şevk-engiz itibarı olduğu halde büyük bir hakikati tazammun ettiğinden, rağabatı uyandıran o mübarek medrese ismiyle tesmiye,.." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?
  241. "Sözünüzü, fiiliniz tasdik etmek. Başkasının kusurunu kendinize özür göstermemek. İşi birbirine atmamak. Üzerinize vâcip olan hizmetimizde tekâsül etmemek. Vasıtanızla zâyi olan mâfâtı telâfi etmek. Ahvâlimizi dinlemek..." cümlelerini izah eder misiniz?
  242. Üstad'ın "Kürdî câiz" ifadesinden ve Münazarat'ın sonunda Medresetü'z- Zehra"nın mahiyetini anlatan ifadelerinden "Kürtçe ana dilde eğitim" manası çıkar mı?..
  243. "Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir..." Ruhun ve Kalbin Gıdası Nedir?
  244. "Meleke-i feylesofanenin taklid-i tufeylâneye ettiği mugalâtayı izâle etmek..." tabirini tam anlayamadım, izah eder misiniz?
  245. "Dört kıyas-ı fâsit ile hâsıl olan safsatanın zulmünden muhakeme-i zihniyeyi halâs etmek,.." cümlesini izah eder misiniz? Bu kıyasları yapanlar aşiretler mi, ittihatçılar mı?
  246. "Ekradın istidatları ile istişare etmek, onların sabavet ve besatetlerini nazara almaktır. Zira çok libas var; bir kamete güzel, başkasına çirkin gelir. Çocukların talimi, ya cebirle, ya hevesatlarını okşamakla olur..." İzah?
  247. "Zülcenaheyn ve Kürtlerin ve Türklerin mutemedi olan Ekrad ulemasının veya istinâs etmek için lisan-ı mahallîye âşina olanları müderris olarak intihap etmektir." cümlesini izah eder misiniz?
  248. "Taksimü'l-a'mâl kaidesini bitamamihâ tatbik etmek -tâ şubeler birbirine medhal ve mahreç olmakla beraber, herbir şubeden mütehassıs çıkabilsin-..." İzah eder misiniz?
  249. "Vicdanın ziyası ulum-u diniyedir. Aklın nuru fünun- u medeniyedir. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." Dini ilimlerin okutulmasından dolayı İslam tarihinden taassuba örnek var mı?
  250. Bir mahreç bulmak ve müdavimlerin tefeyyüzünü temin etmek; hem de mekâtib-i âliye-i resmiyeye müsavi tutmak ve imtihanları, onların imtihanları gibi müntiç kılmak, akîm bırakmamaktır. Buradaki, mahrec bulmak, ne anlamda kullanılmıştır?
  251. "Evkaf, hakkıyla intizama girse, şu havuza tevhid-i medâris tarikiyle bir mühim çeşmeyi akıtacaktır." cümlesini izah eder misiniz?
  252. "Medresetü'z-Zehrâ İslâmiyete ve insâniyete göstereceği hizmetle, şüphesiz bir kısım zekâtı bil'istihkak kendine münhasır edecektir." cümlesini izah eder misiniz? Üstad'ın burada zekat istemesi istiğna düsturuna aykırı değil mi?
  253. "Dâru'l-muallimîni muvakkaten şu dârülfünun dairesinde merkez kılmak, mezc etmektir..." cümlesini izah eder misiniz?
  254. "Kürdistan’da âdet-i müstemirre olan talim-i infiradiyi halka ve daireye tebdil etmek." Burayı “talim-i infiradi” ile birlikte izah edebilir misiniz?
  255. "İslâmiyeti, onu paslandıran hikâyat ve İsrailiyat ve taassubat-ı bârideden kurtarmak." cümlesini izah eder misiniz?
  256. "Teessüfle görülüyor ki, onların tebâyün-ü efkârı, ittihadı tefrik ettiği gibi; tehâlüf-ü meşâribi de terakkiyi tevkif etmiştir..." cümlesini devamı ile açıklar mısınız?
  257. "İslâmiyet hariçte temessül etse, bir menzili mektep, bir hücresi medrese, bir köşesi zaviye, salonu dahi..." Devamı ile birlikte açıklar mısınız?
  258. "Maarif-i cedideyi medârise sokmak için bir tarik ve ehl-i medresenin nefret etmeyeceği saf bir menba-ı fünun açmaktır. Zira, mükerreren söylemişim: Fena bir tefehhüm, meş’um bir tevehhüm şimdiye kadar set çekmiştir." izah eder misiniz?
  259. "Ademin kabahatine vücut vermek kadar ahmaklıktır... Bir zâtta ilim, adem-i hilim ile iktiranı cihetiyle, adem-i hilimden neş’et eden kabahati ile ilmi mahkûm etmek ne derece eblehliktir..." cümlesini yorumlar mısınız?
  260. "Ey bize vesayete muhtaç çoçuk nazarıyla bakan ehli hükümet..." Devamıyla izah eder misiniz? Bir de burda İttihat ve Terakki'den ne isteniyor?
  261. "Zira zekîler galiben mektebe gittiler. Zenginler, medresenin maişetine tenezzül etmediler. Medrese de -intizam ve tefeyyüz ve mahreç bulunmadığından- zamana göre ulemayı yetiştiremedi. Sakınınız! Ulemaya buğzetmek bir hatardır." Bu pasajı konu bütünlüğü içinde açıklar mısınız?
  262. "İhtar: Ey kendini havass zanneden ehl-i siyaset ve ehl-i hükûmet! Ye'si kırmak için avâma ders ve hitap olan şu kitabı senet tutup tesellî etmeyiniz..." Devamıyla izah eder misiniz?
  263. "Medrese de -intizam ve tefeyyüz ve mahreç bulunmadığından- zamana göre ulemayı yetiştiremedi." Buradaki kavramlar neyi ifade ediyor?
  264. Jön Türkler hakkında bilgi verir misiniz?
  265. Zindan-ı atâlete düştüğümüzün sebebi nedir?
  266. Zindanı atalete düşüren sebeplerin sıralamasındaki hikmeti açıklar mısınız? Sanki bazılarının yer değiştirmesi lazım gibi geliyor?..
  267. "Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden aculiyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır." Aculiyetin, himmetin ayağını kaydırmasını nasıl anlayabiliriz?
  268. "Sonra, başkasının tekâsülünden görenek fırsat bulup, hücum edip belini kırar." cümlesini izah eder misiniz?
  269. "Sonra müzahemetsiz olan hakkın hizmetinin yerini zapteden meylüttefevvuk istibdadı hücuma başlar. Himmetin başına vurur, atından düşürttürür." İzah eder misiniz?
  270. "Sonra da medeni-i bittab olduğundan ebnâ-yı cinsinin hukukunu muhafazaya ve hakkını onlar içinde aramaya mükellef olan insanın âmâlini dağıtan fikr-i infiradî ve tasavvur-u şahsî karşı çıkar." cümlesini izah eder misiniz?
  271. "İnsanın âmâlini dağıtan fikr-i infiradî ve tasavvur-u şahsî karşı çıkar." "Fikr-i infiradî" insanın âmâlini nasıl dağıtıyor?
  272. "Şimdi anlıyorum ki, ne dediğimi anlamıyorsunuz. Zira ben siz oluyorum, anlamıyorum. Şunun büyük kardeşi olan ulemâ reçetesi (Muhâkemât) daha müphem konuşuyor. Demek beraber gezmekliğim lâzım. İşte ben de hayâlimi terfik ettim..." izah eder misiniz?
  273. "Sonra, umum meşakkatin anası ve umum rezaletin yuvası olan meylürrahat geliyor." Rahat meyli neden meşakkatin anası gibi gösterilmiş?
  274. "Himmetin elini tutup oturtturur. Siz de, لاَ يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْ olan hakikat-i şâhikayı üzerine çıkarınız." Bu ifadenin geçtiği yeri, ilgili ayetle bağlantısıyla birlikte izah eder misiniz?
  275. "Sonra da acz ve nefsin itimatsızlığından neş'et eden ve işi birbirine bırakmak olan düşman-ı gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur..." Buradaki, "acz ve nefsin itimatsızlığının" esbabı nedir?
  276. Seyahatimde beni tanımayanlar kıyafetime bakıp beni tacir zannettiklerinden derlerdi ki:... diye devam eden cümleleri açıklar mısınız?
  277. "İki madde var mezcettiriyorum. Birinden tiryak-ı şafi diğerinden elektrik-i muzi tevellüd eder." ifadesini açıklar mısınız?
  278. "Ceride-i Seyyare, Ebu Lâşey, İbnüzzaman, Ehu’l-Acâib, İbn-u Ammil-Garâib Said Nursî." Birer cümleyle bu kavramları izah eder misiniz?
  279. "Sen tâcir misin?.. Evet, tâcirim, hem de kimyagerim." Burada Üstad neden hem tacir hem de kimyager olduğunu söylüyor?