Külliyat'ta Arama
Aranacak

Detaylı Arama

Lügatler :

emsalsiz : benzersiz, eşsiz
evliya : velîler, Allah’ın sevgili kulları
ferman etmek : buyurmak
fırka : grup
fırka-i nâciye-i kâmile : kurtuluşa eren kâmil cemaat, topluluk; Ehl-i Sünnet ve Cemaat
inkısam : bölünme, kısımlara ayrılma
kader : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması
nakl-i sahih-i kat’î : bir hadis-i şerifin Peygamber Efendimizden (a.s.m.) doğru ve sağlam kanallarla aktarılması
suret : biçim, şekil
taife : grup, topluluk
ulema : âlimler
zuhur : ortaya çıkma
Ana Sayfa | Risale-i Nur Külliyatı | Mektubat | On Dokuzuncu Mektup | Altıncı Nükteli İşaret
Hem, nakl-i sahih-i kat’î ile,

سَتُفْتَحُ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَنِعْمَ اْلاَمِيرُ اَمِيرُهَا وَنِعْمَ الْجَيْشُ جَيْشُهَا 1

deyip, İstanbul’un İslâm eliyle fetholacağını ve Hazret-i Sultan Mehmed Fatih’in yüksek bir mertebe sahibi olduğunu haber vermiş. Haber verdiği gibi zuhur etmiş.

Hem, nakl-i sahih-i kat’î ile, ferman etmiş ki:

اِنَّ الدِّينَ لَوْكَانَ مَنوُطًا بِالثُّرَيَّا لَنَالَهُ رِجاَلٌ مِنْ اَبْنَاۤءِ فاَرِسَ 2

deyip, başta Ebu Hanife olarak, İran’ın emsalsiz bir surette yetiştirdiği ulema ve evliyaya işaret ediyor, haber veriyor.

Hem ferman etmiş ki:

عاَلِمُ قُرَيْشٍ يَمْـَلأُ طِباَقَ اْلاَرْضِ عِلْمًا 3

deyip, İmam-ı Şâfiî’ye işaret edip haber veriyor.

Hem, nakl-i sahih-i kat’î ile, ferman etmiş ki:

سَتَفْتَرِقُ اُمَّتِى ثَلاَثًا وَسَبْعِينَ فِرْقَةً اَلنَّاجِيَةُ وَاحِدَةٌ مِنْهَا، قِيلَ: مَنْ هُمْ قاَلَ: ماَ اَناَ عَلَيْهِ وَاَصْحاَبِى 4

deyip, ümmeti yetmiş üç fırkaya inkısam edeceğini ve içinde fırka-i nâciye-i kâmile, Ehl-i Sünnet ve Cemaat olduğunu haber veriyor.

Hem ferman etmiş ki: 5 اَلْقَدَ رِيَّةُ مَجُوسُ هٰذِهِ اْلاُمَّةِ deyip, çok şubelere inkısam eden ve kaderi inkâr eden Kaderiye taifesini haber vermiş. Hem çok şubelere inkısam eden Râfızîleri haber vermiş.
aaaaaaaaa

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : “İstanbul fethedilecektir. Onu fethedecek olan kumandan ne güzel kumandan ve onun ordusu ne güzel ordudur.” el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:422; Buharî, Târihü’s-Sağîr, no. 139; Müsned, 4:335; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 6:218.
2 : “Eğer din, Ülker Takımyıldızında bile olsaydı, Fars’tan bazı kimseler ona ulaşıp alabileceklerdi.” Buharî, Tefsir: 62; Tirmizî, 47. sûrenin tefsiri: 3.
3 : “Kureyş’in âlimi yeryüzünün tabakalarını ilimle dolduracaktır.” el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 2:53, 54.
4 : “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. İçlerinden birisi fırka-i nâciyedir. ‘Onlar kimdir?’ dediler. Buyurdu ki: Bana ve Ashabıma tâbi olanlardır.” Ebû Dâvud, Sünnet: 1; İbni Mâce, Fiten: 17; Tirmizî, Îmân: 18; Müsned, 2:232, 3:120, 148; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:679.
5 : “Kaderiye fırkası, bu ümmetin mecûsîleridir.” 4:150; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:85; Ebû Dâvud, Sünnet: 5; Süyûti, el-Fethu’l-Kebîr, 3:23; Müsned, 2:86, 125, 5:406.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Nükteli İşaret / Sonraki Risale: Yedinci Nükteli İşaret