Külliyat'ta Arama
Aranacak

Detaylı Arama

Lügatler :

ahlâk-ı seyyie : kötü ahlâk
akîm : neticesiz, sonuçsuz
biçare : çaresiz, zavallı
binaen : dayanarak
cereyan : akım, hareket
cihad : mücadele, din uğrunda çaba harcama
cüz’î : az, ferdî
dağdağalı : karışık, sıkıntılı
desise : hile, aldatma
ehl-i âhiret : âhiret ehli, âhiret hayatını esas tutan kimseler
ehl-i dünya : dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler
ehl-i ilhâd : inkarcılar, dinsizler
ekseriyet : çoğunluk
fedakâr : şahsi menfaatlerini hiçe sayan, kendini bir davaya adayan
hades : abdestin bozulması
hâdim : hizmetçi
hafiye : gizli polis
hakikî : gerçek
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hırs-ı şöhret : makam ve mevki arzusu, tutkusu
hizbü’l-Kur’ân : Kur’ân taraftarları, Kur’ân hizmetkârları
hodfuruşluk : kendini satmaya çalışmak
hubb-u cah : makam, mevki sevgisi
ins : insanlar
inşaallah : Allah izin verirse
istifâde etmek : faydalanmak, yararlanmak
istimal edilmek : kullanılmak
itibarıyla : özelliğiyle
kudsî : mukaddes
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
küllî : çok, kapsamlı, genel
mânen : mânevî yönden
menşe : kaynak
nazar-ı âmme : umumun bakışı, genel bakış
riyâkârâne : gösteriş yaparcasına
sadık : gönülden bağlı
sâfi : arınmış, temiz
seddetmek : tıkamak, kapamak
suret : biçim, şekil
şeytan-ı cinnî : görünmeyen, cinnî şeytan
şeytan-ı ins : insan ve cinlerden olan şeytanlar
şöhretperest : şöhret düşkünü
tilmiz : öğrenci, talebe
ulvî : yüce, büyük
vuku bulmak : meydana gelmek
ziyade : çok, fazla
Ana Sayfa | Risale-i Nur Külliyatı | Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup | Altıncı Risale olan Altıncı Kısım
Altıncı Risale olan Altıncı Kısım

Kur’ân-ı Hakîmin tilmizlerini ve hâdimlerini ikaz etmek ve aldanmamak için yazılmıştır.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

وَلاَتَرْكَنُواۤ اِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ 1

ŞU ALTINCI KISIM, ins ve cin şeytanlarının altı desiselerini inşaallah akîm bırakır ve hücum yollarının altısını seddeder.

BİRİNCİ DESİSE


Şeytan-ı ins, şeytan-ı cinnîden aldığı derse binaen, hizbü’l-Kur’ân’ın fedakâr hâdimlerini hubb-u cah vasıtasıyla aldatmak ve o kudsî hizmetten ve o mânevî ulvî cihaddan vazgeçirmek istiyorlar. Şöyle ki:

İnsanda, ekseriyet itibarıyla, hubb-u cah denilen hırs-ı şöhret ve hodfuruşluk ve şan ve şeref denilen riyâkârâne halklara görünmek ve nazar-ı âmmede mevki sahibi olmaya, ehl-i dünyanın her ferdinde cüz’î, küllî arzu vardır. Hattâ o arzu için hayatını feda eder derecesinde şöhretperestlik hissi onu sevk eder.

Ehl-i âhiret için bu his gayet tehlikelidir. Ehl-i dünya için de gayet dağdağalıdır, çok ahlâk-ı seyyienin de menşeidir ve insanların da en zayıf damarıdır. Yani, bir insanı yakalamak ve kendine çekmek, onun o hissini okşamakla kendine bağlar, hem onunla onu mağlûp eder. Kardeşlerim hakkında en ziyade korktuğum, bunların bu zayıf damarından ehl-i ilhâdın istifade etmek ihtimalidir. Bu hal beni çok düşündürüyor. Hakikî olmayan bazı biçare dostlarımı o suretle çektiler, mânen onları tehlikeye attılar.HAŞİYE
aaaaaaaaa

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : “Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur.” Hûd Sûresi, 11:113.
HAŞİYE : O biçareler, “Kalbimiz Üstadla beraberdir” fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki, ehl-i ilhâdın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın “Kalbim sâfidir, Üstadımın mesleğine sadıktır” demesi bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor, hades vuku buluyor. Ona “Namazın bozuldu” denildiği vakit, o diyor: “Neden namazım bozulsun? Kalbim sâfidir."
| Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Risale olan Beşinci Kısım / Sonraki Risale: Altıncı Risale olan Altıncı Kısmın Zeyli